Gordes Susleme Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Nöbetçi Eczaneleri
Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Belediyesi
 
 
Büyükşehirde Gördes'in Projeleri Görüşüldü
Yaşar ATLI

Aylaklığa Övgü

Yaşar ATLI

 
30 Eylül 2019 Pazartesi 11:02
Okunma: 449
Yorum YapYazdır
 
 

Aylaklıktan; tembelliği, zaman öldürmeyi, avareliği, boş gezenin boş kalfası olmayı, bin yıl ömrü olsa binini de israf edecek, sana, bana, ona ve kendisine hiçbir hayrı dokunmayan herifleri kastetmediğimi peşinen beyan ederim. Aslında böyle bir beyana ihtiyaç yok ama bazı aylakların “ya hoca, aylaklığa da övgü mü olurmuş” demelerinin önüne geçmek için kerhen yapılmış bir açıklamadır bu. Yoksa benim fikrimi sorarsanız en niteliksiz adamın bile kendince bir aylaklığa ihtiyacı vardır. Fakat bu yazıyı tasarlarken zihnimdeki ana düşünce nitelikli insanın nitelikli aylaklığıdır.

Bertrand Russell, Aylaklığa Övgü kitabının başında küçük bir hikâye anlatır. Napoli’de dolaşan bir gezgin, yattıkları yerde güneşlenen on iki dilenci görmüş. Gezgin bu dilencilerden en tembel olduğunu kanıtlayana bir lira vereceğini söylemiş. Dilencilerden on bir tanesi yerlerinden fırlayıp, liranın kendi hakları olduğunu iddia etmişler. Bunun üzerine gezgin de parayı yerinden kıpırdamayan on ikinciye vermiş.

Russell bu öyküyü aylaklığın fazileti babından zikreder. Haddinden fazla çalışmanın ve çalıştırılmanın zararlarından bahseder. Meşhur klişeyle söyleyecek olursak vahşi kapitalizmin eleştirisi bağlamında söyler.

Konumuz Russell değil elbet, geçiyoruz. Konumuz nitelikli aylaklık. Tarlayı nadasa bırakmak, doymuş bir koyunun geviş getirmesine fırsat tanımak, çayın demlenmesini beklemek gibi bir şey bu nitelikli aylaklık.

Bazı ebeveynlerde siz de şahit olmuşsunuzdur. Çocuğunun çalışmasını ama daima çalışmasını isterler. Çocuk çalıştığı halde ebeveyn memnun değildir. Daha çok çalışması, komşunun çocuğundan daha çok çalışması gerektiğini söyleyip dururlar. Tıpkı at yarışlarına tutkulu bir taraftarın tuttuğu at son sürat koşuyor olmasına rağmen “ ya oğlum ne duruyorsun koş, koş!” diye avazı çıktığı kadar bağırması gibi.

Hâlbuki öğrenilen bilgileri zihnin sindirmesi için bir zaman tanımak gerekmiyor mu?

Muhterem bir hocamız bir sohbet esnasında şöyle demişti. “Değerli arkadaşlar! Dinimiz daima çalışmayı emrediyor. Zira İnşirah suresinin sonlarında buyruluyor ki “bir işi bitirince diğerine koyul.” Demek ki neymiş. Çok çalışmamız gerekiyor çok.”

Muhterem hocamıza saygılarımı içinde eser miktarda sevgiyle arz ederim. Fakat a benim muhterem hocam! Biz dolap beygiri miyiz ki ha babam dön, de babam dön çatlayana kadar çalışalım, demek geliyor içimden

. Hocam da bana dönüp dese ki ben demiyrum ha bu ayetu kerume böyle diyor uşağum. Ben dahi dönüp ona derum ki haklisun çoh çalışmamuz geregiyu çooh. Azıcuk daha çaluşaydun da ha şu ayetun tam manasını öğreneydun daa! (Unutmadan söyleyeyim. Bu ayetin manasını ben de tam anlamış değilim. Onunçün bana sormayın.)

Muhterem okuyucularım! Tamam, yukarda bahsettiğim şeyler herkesin malumu olan şeyler. Hele hele böyle pedagoji gibi önemli bahislerde akıldânelik yapmak, huysuz mürebbiyeler gibi ‘hmmm şunu yapmazsan olacaklardan ben sorumlu değilim’ tarzında parmak sallamak hoş değil, doğru da değil, pedagojik de değil. Olması da gerekmiyor çünkü oturduğumuz yerden dünyayı kurtaracak değiliz. Hem zaten bu yazı aylaklık üzerine yazılmış çaylakça bir yazı değil mi. Daha da önemlisi her insan ayrı bir dünyadır. Herkese aynı reçeteyi yazamazsın. Herkes aynı numaralı ayakkabıyı giymez. Hatta ayıp olmayacağını bilsem içtimaiyat denilen ilmin yarısını inkâr ederdim. (Tabi buradan ‘yarısı inkâr edilen şeyin hepsi inkâr edilmiştir’ gibi teofelsefî bir tartışmaya da girmek istemiyorum.)

Sadede gelecek olursak: Bu nitelikli aylaklık dediğim husus kişinin kendisiyle baş başa kalmasıdır. Kendi içine yolculuk yapabilmesidir. Yalnız kalabilmeyi başarmasıdır. Hayal kurabilmesi, iç dünyasını keşfe çıkması, kendi kendine gülmesi, ağlaması, konuşması, susması, küsmesi, barışmasıdır.

Peki, ne kadar hayal kurabilecek, nereye kadar içine yolculuk yapabilecek, o memduh olan bir saatlik tefekkürü ne sıklıkla yapacak. Galiba her şeyin ilacı doz. İşin dozunu kaçırırsan işkolik olursun, hayalin dozunu kaçırırsan hayalperest olursun ve gerçeklerden koparsın, okumadan düşünürsen Nasrettin Hoca’nın hindisine dönersin, akletmeden okursan ukela olursun. Bu doz dediğimiz şey çayın şekeri gibidir, sen yarım şekerle idare edersin ben bir şeker atarım, diğeri hiç atmaz.

İşi böyle vasat bir düzeye indirgeyip dozunu ayarladıktan sonra başa dönüp bir şey söylemek istiyorum. Aç adam felsefe yapamaz. Yarın ne yiyeceğim diye düşünen bir insan sanatın herhangi bir dalıyla meşgul olamaz. Evi olmayan adam evi gotik mimariyle mi yapalım, barok tarzda mı yapalımın derdini çekmez. İşi başından aşkın insan da müziğe, edebiyata, mimariye, şiire, resme hiç iltifat etmez. Bu manada sanatın ve uygarlığın mimarları nitelikli aylaklardır.

(şimdi siz de diyeceksiniz ki akıllı adam da genelleme yapmaz. Sizi temin ederim ki genelleme yaptığım her cümlede ‘elbette bunun istisnaları vardır’ diye içimden geçiriyorum ama bunu her cümleden sonra da yazamam ki.)

Meşhur Rus yönetmen Tarkovski’nin şu güzel tavsiyesiyle yazımızı noktalayalım. “Herkesin çocukluktan itibaren kendi kendine vakit geçirebilmeyi öğrenmesi gerekir. Bu yapayalnız olmak anlamında değildir. Ama insan kendinden sıkılmamalı.”

Şimdi yazının sonuna gelmişken belki de diyeceksiniz ki e ne yani, ne anlattı bu yazı? Aylaklığa Övgü isimli bir yazıdan ne bekliyorsunuz ki? En iyisi boş verin. Çünkü hepsi de aylak aylak düşünürken akla gelmiş aylakça şeyler.

 
30 Eylül 2019 Pazartesi 11:02
Okunma: 449
Yorum YapYazdır
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:37
  • Güneş07:13
  • Öğlen13:06
  • İkindi16:13
  • Akşam18:38
  • Yatsı20:04
 
 
 
 
Anket
 
 
Tarihte Bugün
1448 - II. Kosova Savaşı; János Hunyadi komutasında ve çoğunluğu Macarlardan oluşan ordu, II. Murat'ın komutasındaki Osmanlı ordusuyla karşı karşıya geldi.
1777 - Amerikan kuvvetleri İngilizleri Saratoga muharebesinde yendi.
1912 - Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan bir araya gelerek Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açtı (I. Balkan Savaşı).
1918 - Yugoslavya Cumhuriyeti kuruldu.
1919 - Batı Trakya'daki İskeçe Kasabası, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
1922 - Gökçeada'nın kurtuluşu
1929 - Nadir Han, Afganistan Kralı oldu.
1933 - Albert Einstein, Almanya'dan Amerika'ya kaçtı.
1938 - Atatürk ilk ağır komaya girdi.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1945 - Juan Peron, Arjantin devlet başkanı oldu.
1950 - Türkiye'nin de Kore Savaşı'na katılmasıyla 500 kişilik ilk Türk askeri birliği Kore'ye ulaştı ve Pusan'da karaya çıktı.
1951 - Türkiye'nin NATO'ya katılmasıyla ilgili protokol, Londra'da imzalandı.
1956 - Türkiye ilk şeker ihracatını gerçekleştirdi.
1961 - Yaklaşık 200 (bazılarına göre 400) Cezayirli gösterici, Paris polisi tarafından öldürüldü.
1962 - Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, siyasi Af Kanunu'nu imzaladı; 258 Yassıada hükümlüsünün tahliyesi başladı.
1966 - Birlik Partisi kuruldu. Parti genel başkanlığına Hasan Tahsin Berkman getirildi. Partinin amblemi Ali'yi simgeleyen bir aslan ve onun çevresinde 12 imamı temsil eden 12 yıldız olarak belirlendi.
1967 - Kayserispor-Sivasspor futbol maçı sonrasında çıkan olaylarda 40 kişi öldü.
1967 - "Hair" müzikali New York'ta sahnelenmeye başlandı.
1970 - Quebec işçi bakanı Pierre Laporte, FKÖ militanlarınca öldürüldü.
1972 - Bülent Ersoy assolist olarak sahneye çıktı.
1972 - Türkiye İşçi Partisi davası sonuçlandı. 21 sanığa ağır hapis cezası verildi. Genel başkan Behice Boran 15 yıla mahkum oldu.
1973 - OPEC, bazı batılı ülkelere, Suriye ile olan savaşında İsrail'e yardım ettikleri gerekçesiyle petrol ambargosu uygulamaya başladı.
1976 - Tofaş'ın Murat 131 otomobilleri üretimine izin verildi.
1979 - Rahibe Teresa'ya Nobel Barış Ödülü verildi.
1984 - "60 Günlük Bir Şey" adlı kitabı sebebi ile Füsun Erbulak için 6-10 yıl hapis istendi.
1987 - Eski cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, devlet töreninden sonra Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi.
1989 - Başbakan Turgut Özal, cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıkladı.
1989 - San Francisco'da 7,1 şiddetinde deprem.
1996 - Sanatçı Şanar Yurdatapan "bölücülük" yaptığı iddiasıyla tutuklandı.
2001 - İsrail-Filistin barış anlaşmalarına karşı çıkan Ulusal Birlik Partisi genel başkanı Rehavam Zeevi, uğradığı silahlı saldırıcı sonucu öldü. Saldırıyı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üstlendi.
2003 - Taipei'deki 101 katlı gökdelen, Kuala Lumpur'dakini 50 m geçerek dünyanın en yüksek binası oldu.
2008 - Türkiye 2009 2010 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine 151 oyla kabul edildi.
 
 
Arşiv
 
 
Süper Loto
10.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu051218434649
 
On Numara
14.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu08141623252627293940414652596061636467717376
 
Sayısal Loto
16.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu010406354047
 
Şans Topu
16.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu031117233105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık