Gördes Nöbetçi Eczaneleri
Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Nöbetçi Eczaneleri
Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Belediyesi
 
 
CHP Milletvekili Bakırlıoğlu Esnafı Dinledi
Hüseyin TUNÇAY

Ekmek!

Hüseyin TUNÇAY
htuncay45@gmail.com

 
14 Aralık 2020 Pazartesi 10:44
Okunma: 578
Yorum YapYazdır
 

Çocukluğumda, okullarımızda eğitim ve öğretim mayıs ayının sonunda biterdi. Tatile girdikten kısa bir süre sonra da, haziran ayının ortası gibi, bize orada yetecek kadar eşyayı traktöre yükler tarlaya göçerdik. Tütüncüler hep böyle yapar. Çünkü şehre gidip gelerek yapacağımız iş hem “üremez” hem de astarı yüzünden pahalı gelir yani masraflı olurdu.

            Göçtüğümüz vakitte, mayıs ayının ortalarında dikilen tütünlerin çapaları bitmiş ya da birinci elleri kırılmak (rahmetli annem, birinci ele “kâmile” derdi) üzeredir. Biz bir okuldan bir diğer okula, arkadaşımın tabiriyle “hayatın öğretildiği okula” kaydımızı yaptırırdık.

            Bu yaz bitiminde, Osmancalı Köyü’ndeki evimizin yanına yaptığımız fırına her bakışımda, tütün tarlasında ekmek pişirdiğimiz günleri hatırlıyorum. Bu iş, hem ciddi hem de ehemmiyetli güzel bir telaştı.

            Ekmek, bizim için mübarek bir “nimet”ti, karnımız onunla doyar gayrısı ona katık olurdu. Ekmek lokmamız kocaman, peynirden ve zeytinden aldığımız parça ufacıktır! O mübarek yere düşerse “destur” ya da “besmele” ile kaldırır, öpüp üç defa başımıza koyar sonra da el ayak değmeyecek yere bırakırdık. Biraz gevşek davranan arkadaşımız olursa “Çarpılırsın bak!” diye paylardık. Bir de, yere kırık dökülmesine gönlümüz razı olmaz, o minik ellerimizle tuttuğumuz, zeytinyağlı, salçalı, zeytinyağlı üstü şekerli, büyük ekmek dilimlerinin altına elimiz koyar, dökülen kırıkları ağzımıza atardık.

            Fırını haftada bir yakardık. O gün, genellikle pazartesiden sonraki bir gün olurdu. Gördes’te pazar, haftanın ilk günü kurulur, tarladan pazara gidilir, ihtiyaçlar alınırdı. Bir de cuma günleri, köylülerimizin ve müstahsilin kendi ürünlerini sattığı hal binasındaki pazar vardı. Çok sevdiğim bu pazarda her şey taze ve güzel olurdu. Biz bu pazardan özellikle, yoğurt alırdık. Yoğurt, çekmelerde (1) ve bakraçlarda satılır, yoğurdun en üstünde illaki 5-10 tane çörek otu olurdu.

            Annem, ekmek için akşamdan hazırlık yapar, mayamız (ekşi maya) gerekiyorsa tazelenirdi. 8 -10 ekmeklik un yoğrulur, leğenin üstü örtülür, kabarmaya bırakılır. Bu arada, fırında pişirilecekler planlanırdı; ekmek ve yoz pidenin dışında, tepsiye yaptığımız peynirli pide, közlenecek darılar, patlıcanlar, kolor (2),   -kabak, domates, biber, soğan, nane vb. sebzelerden oluşan- kabak göveci sıraya girerdi. Koloru çok sevmemize rağmen, içinde kullanılan süt veya yoğurdun temini her zaman kolay olmazdı.

            Kabaran hamur, ekmek hamuru büyüklüğüne getirilip “yer hamuru” alması için mineatin (3) gözlerine yerleştirilir üstü örtülür, bir süre daha kabarması beklenirdi. Babamın sönge (4) ile közlerini ve küllerini temizlemiş olduğu fırına önce yoz pideler atılır, hem pişirilir hem de fırının harareti sınanmış olurdu. Bu yapılırken, fırının sıcaklığı eksilmesin diye önündeki közlerin üstüne ince çırpılardan hazırladığımız yalazı (5) koyarak yakılırdı. Sonra sırasıyla diğer hamurlar, pideler atılır, pişirilir en son da kabak göveci atılır, o akşamın yemeği hazır edilirdi.

 “Koku Hakkı”

            Bu hakkı, ailemden öğrendim. Fırından çıkan yoz pideler soğumadan temiz bir beze itinayla sarılır ve ben; “Bu İkbal teyzene, bu Hanife ablaya, bu da Naciye teyzene… Hemen götür… Çabuk, sıcak sıcak yesinler!” diye görevlendirilirdim. O zamanın buğdayı nasıl bir buğday (!), hamurunun tadı nasıl bir tat kokusu nasıl bir kokuysa (!) yedi tepeye ulaşır, biz de vazifemizi yapar, büyük bir memnuniyetle ikram ederdik. Kezâ onlar da bize.

            Ortaokula gittiğim yıllarda da, annem ekmek yaptığında mineati, mahallemizdeki fırıncı Mehmet Ali Amcaya götürürken aynı tembihi yapar; “Oğlum bu güzel kokar, koku hakkıdır, getirirken gördüklerine birer parça ver.” derdi.

            O zamanlar, damlarımızda (6) elektrik olmadığı için, ekmeklerimizin ve diğer gıda maddelerinin tazeliğini muhafaza etmek zordu. Bir süre sonra kurumaya başlayan ekmeklerimizi asla atmaz, farklı yol ve yöntemlerle yerdik.

Şeker Şerbeti

            Özellikle, henüz kavun ve karpuzlarımızın çıkmadığı dönemde; kuyudan çektiğimiz su ile buz gibi şerbet yapar, içine kuru ekmeklerimizi doğrayarak yerdik. Hem kalori ihtiyacımızı karşılar hem de kuru ekmeklerimizi değerlendirmiş olurduk. Annem, tarla sepetinin içinden küçük bir cam kavanozun içinde toz şekeri eksik etmezdi.

Ayran

            Yazın tarlada, yoğurdun ömrü bir gün bile değildir, ekşir. Geldiği günün akşamı keseye koyarsınız, suyu süzülür. Daha sonraki günlerde kaşık kaşık alır, sulandırır ayran yaparsınız. Nane, ayranın kardeşidir. Üzerini zeytinyağı ile süsler, kuruyan ekmeklerinizi içine doğrar, tercihe göre soğan veya sarımsak eşliğinde yersiniz.

Ekmek Aşı

            Ekmek aşını çok severdim, arada sırada hâlâ yaparız. Tavada, domates, biber, soğan, nane, maydanoz kavrulur, yumurta çakılır su ilave edilerek pişirilir. Bu güzel karışım tepsi veya tencereye doğradığınız kuru ekmeğin üzerine gezdirilir. Ağzı bir süre kapatılarak yumuşaması beklenir.

Ekmek Islatma

            Zamanın kıymetli olduğu, işlerin yoğunluğunda çocuktan bile medet umulan acı tütün tarlasında karın doyurmanın, biriken kuru ekmeklerinizi değerlendirmenin kolay ve güzel yollarından birisidir. Kuru ekmekleri ıslatıp bir beze sararak, suyunu çekmesini bekliyorsunuz.

            Tepsiye dizdiğiniz ekmeklerin üstüne zeytinyağı gezdirip, domates, biber ve soğanları küçük küçük doğrayıp, istediğiniz baharatlarla zenginleştirerek tütün dizmeye ara vermeden karnınızı doyuruyorsunuz. Islanmış ekmeğin kokusu harikadır.

             Biz, yıllardır ekşi mayalı ekmeğimizi kendimiz yapıyoruz. Mümkün oldukça yerli cins Anadolu buğday ununu, son bir yıldır da Gördes adıyla markalaşan, bana çocukluğumun “Sarı Buğday” cinsinin tadını ve lezzetini hatırlatan unu kullanıyoruz.

            Gelin hep beraber, sahip olduğumuz nimetlere göstereceğimiz derin saygı ve hürmetle, israf etmeden, tevazu içinde yaşamanın hakkını verelim.

 KELİMELER VE ANLAMLARI

1) Çekme: Ağzı ve tabanı dar, ortası geniş, topraktan yapılmış kap. (Bu kelimede, Gördes çevresindeki, konuşma dilinde “k” sesi genellikle düşer, “çe’me” şeklinde söylenir.)

2) Kolor: Kurabiye diye bilinen; un, yağ, şeker ve süt/yoğurt kullanılarak yapılan unlu ürün.

3) Mineat /minet: Ekmek hamurlarını fırına atmadan önce koyup beklettiğimiz 4,5… gözlü tahta,ahşap.

4) Sönge: Fırın süpürmeye yarayan, ucunda ıslak bez bulunan sopa.

5) Yalazı: Fırının yakılıp köz ve küllerinin süpürülmesinden sonra sıcaklığın dışarıya çıkmasını engellemek amacıyla ağzına koyulan, ince çalı çırpı parçaları

6) Dam: Genellikle tarlada ve arazide buluna 1-2 gözlü basit yapı.

 
14 Aralık 2020 Pazartesi 10:44
Okunma: 578
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
tektelekom
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:35
  • Öğlen13:05
  • İkindi15:54
  • Akşam18:14
  • Yatsı19:41
 
 
 
Anket
 
Tarihte Bugün
1535 - İspanyol fatih (Konkistador) Francisco Pizarro Peru'nun başkenti Lima'yı keşfetti.
1778 - İngiliz kaşif James Cook, Hawaii'ye ulaştı.
1886 - Kadınlar, Şükufezar dergisinde "saçı uzun aklı kısa" deyimine karşı mücadele başlattı.
1896 - X-ışınları cihazı ilk kez New York'ta halka tanıtıldı. "X" adı, ne tür bir ışın olduğunun bilinmeyişini simgeliyordu.
1903 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Theodore Roosevelt'in Birleşik Krallık Kralı VII. Edward'a gönderdiği radyo mesajı, Birleşik Devletlerden radyo ile yapılan ilk okyanus aşırı iletişim olmuştur.
1910 - Çırağan Sarayı yandı. Saray 1865'te Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmişti.
1911 - İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı. Pilot Eugene B. Ely, San Francisco limanında bulunan USS Pennsylvania gemisine indi.
1912 - Kaptan Robert Scott Güney Kutbuna ulaştı. Bunu başaran ilk insan olmayı hayal ediyordu ancak Roald Amundsen ondan yaklaşık bir ay önce bunu başarmıştı.
1919 - I. Dünya Savaşı'nda yenik düşen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı açıldı. Avrupa'nın haritası yeniden çizildi.
1924 - İstanbul'da Milli Türk Ticaret Birliği Kongresi toplandı.
1927 - Lozan Antlaşması, Amerikan Senatosu tarafından reddedildi.
1928 - Çerkez Hacı Sami çetesinden 3 kişi Eminönü Meydanı'nda idam edildi. Bu kişiler Atatürk'e suikast iddiasıyla idama mahkum edilmişlerdi.
1931 - Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışmasını, Naşide Saffet Hanım kazandı.
1940 - Milli Koruma Kanunu kabul edildi.
1943 - Sovyetler, Leningrad'da hüküm süren Nazi kuşatmasını kırdıklarını açıkladı.
1944 - Trak adlı yolcu vapuru, Çanakkale'den Bandırma'ya giderken kayalara bindirerek battı: 24 kişi öldü.
1946 - Madam Butterfly operası, Ankara'da sahnelendi.
1947 - İstanbul'da Muallimler Birliği kuruldu.
1950 - Demokrat Parti (DP) işçiye grev hakkı istedi.
1951 - Vietnam Kurtuluş Cephesi gerillaları Hanoi'den geri çekildi; şehir Fransız'ların eline geçti.
1954 - Yabancı Sermaye Yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1966 - Vefa Poyraz İstanbul valiliğine atandı.
1966 - Ankara Cezaevi'nde af isteyen mahkumlar isyan etti. İstanbul Üsküdar Toptaşı Cezaevi'nde 260 mahkum açlık grevine başladı.
1969 - ABD'li bilim insanlarınca, düzenli elektromanyetik dalgalar yayan ilk pulsarlar bulundu.
1977 - Zatürreye yol açan gizemli Lejyoner hastalığı'nın amili olan bakteri bulundu ve Legionella pneumophila olarak adlandırıldı.
1983 - Kültür Bakanlığı'nca Sinema Yasa Tasarısı hazırlandı. Bakanlık tasarıyla filmlere denetim getiriyordu.
1984 - -Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davası duruşmasında sanıklara tek tip elbise giydirildi.
1989 - Kıbrıslı işadamı Asil Nadir, Günaydın gazetesinden sonra Gelişim Yayınları'nı da satın aldı.
1991 - Irak, İsrail'in Tel Aviv ve Hayfa şehirlerine Scud füzesi attı.
1991 - Hükümet, TBMM'den gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışında görevlendirilmesi ve yabancı askerlerin Türkiye'de bulundurulması konusunda yetki aldı.
1993 - Bayburt'un Üzengili köyü üzerine çığ düştü; 56 kişi öldü, 22 kişi yaralandı.
1996 - Michael Jackson ile Lisa Marie Presley'nin iki yıl süren evlilikleri boşanma ile sona erdi.
2005 - 800 yolcu kapasiteli yolcu uçağı Airbus A380, Toulouse'da (Fransa) basına tanıtıldı.
532 - Konstantinopolis (günümüzde İstanbul)'te başlayan Nika ayaklanması tamamen bastırıldı. 30.000 kişinin öldüğü tarihin bu en kanlı ayaklanması 13 Ocak'ta başlamıştı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
31.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu062224283446
 
On Numara
04.11.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu01102527293839404347484950515262646874757778
 
Sayısal Loto
02.11.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu062931324445
 
Şans Topu
30.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu011030323403
 
 
Yukarı Çık