Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Nöbetçi Eczaneleri
Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Nöbetçi Eczaneleri
Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Belediyesi
 
 
Başkan Akyol'dan Covid-19 Uyarısı
Av.Cenap GÜVEN

Fatih Terim Efsanesi Son Bulmalıdır

Av.Cenap GÜVEN
cenapguven@ttmail.com

 
29 Aralık 2017 Cuma 11:16
Okunma: 6516
Yorum YapYazdır
 

Bu yazıyı İstanbul Arena’da oynanan 3-1’lik Galatasaray - Göztepe maçından sonra yazıyorum. Amacım 2002 yılında yazılan bir yazımı yeniden yayınlamaktır. “Galatasaray ve Fatih Terim” başlıklı 15 yıl önce yazılan bu yazıyı virgülüne dokunmaksızın aynen yayınlıyorum. Ancak daha önce nasıl Galatasaraylı olduğumu ve Göztepe’ye olan yakınlığımı anlatmak istiyorum.

        1940’lı yılların sonu, 7-8 yaşlarındayım. Bir gün sokakta bir gazete parçası buldum. O tarihlerde Gördes’e (Manisa’nın ilçesi) gazete gelmiyor. Dışarıya gidenler İzmir’den falan bir gazete alıp getirirlerse gazete yüzü görüyoruz. Yolda bulduğum gazete parçasında Galatasaray futbol takımının yengisi ve takım kadrosu yazılıydı: Rober, Muhtar, İsfendiyar, Gündüz falan… İsimler bana ilginç geldi ve bu yengi ve bu isimlerle Galatasaraylı oldum. Yani 70 yıllık Galatasaraylıyım, hem de koyu bir Galatasaraylı…

        Göztepe’ye gelince: Manisa Lisesi’nde yatılı öğrenciyim. 1953-54 yılları falan. Manisa futbolunda, Galatasaray – Fenerbahçe rekabetine eşdeğer, büyük bir Gençlik – Sakarya rekabeti var. Gençlik Spor takımının hemen bütün futbolcuları Manisa Lisesi öğrencileri… Gürsel ve Güler kardeşler, Cengiz falan… Sakarya’dan aklımda kalan Fikri ve Çetin… Fikri ve Çetin daha sonra Ankara Gençler Birliği takımına gittiler. Gürsel ve Güler kardeşler ise İzmir Göztepe’ye… Gürsel Göztepe’de bir efsane oldu. İşte Gürsel Manisa Lisesi’nde son sınıf öğrencisiyken, ben de Manisa Lisesi’nde Ortaokul 2. Sınıf öğrencisiyim. Bu yıllarda okul bahçesinde, sonrasında Gürsel Göztepe’de oynarken Manisa’nın çamlığında Gürsel ile gazozuna top oynamışlığım var. Bütün bu nedenlerle Göztepe, Galatasaray’dan sonra ikinci takımım…

        Aşağıda, 15 yıl önceki yazımda belirtilen nedenlerle, Fatih Terim’in Galatasaray’a gelmesiyle Galatasaraylılığımı, yandaşlığımı, taraftarlığımı askıya aldım. Bana göre Fatih Terim Galatasaray takımına yakışmıyor. Galatasaray-Göztepe maçını da bu duygularla izledim. İşte 16.05.2002 tarihli o yazım.    

                  GALATASARAY ve FATİH TERİM

        Galatasaray ve Fatih Terim üzerine çok yazıldı, çizildi. Bu yazı da onlardan birisi. Fatih Terim’in 2. kez futbol takımının başına getirilmesi üzerine bir Galatasaray yandaşının bu konudaki düşünceleri.

       Fatih Terim’in spora bakış açısı, “Ne pahasına olursa olsun başarılı olmak” şeklinde özetlenebilir. Başarıdan kastı da yine “Ne pahasına olursa olsun yenmek”tir. Günümüz dünyasında spora çok büyük yatırımlar yapılıyor, sporda çok büyük paralar dönüyor ve çok büyük çıkar çatışmaları yaşanıyor. Böyle bir ortamda spora, “Her şey para, yengi, başarı içindir” açısından bakılması normal karşılanıyor, destekleniyor. Oysa, “Spor Ahlakı”, “Spor Etiği” denilen bir şey vardır. Bizce önemli olan ne pahasına olursa olsun yengi değil, spor etiği içerisinde, kurallara uygun olarak yarışmaktır. Yengi ancak, spor ahlakına uyulduğunda bir anlam kazanır. Yalancıktan sakatlanmalar, yerlerde kıvranmalar ile seyircileri kışkırtmak, hakemi yanıltmak ve bunlarla yengi sağlamak spor ahlak ve etiğine sığmaz. Spor ahlakına uymayarak belki maç kazanabilirsiniz ama sonuçta başarılı olamazsınız. Ayrıca, spor etiğine uygun olmayan bu şekildeki yengiler, yarışan takımlar, kulüpler ve toplumlar arasında düşmanlık tohumları eker ve sonuç olarak kimseye yarar getirmez. Bizim görmek istediğimiz sporcu tipi, kaleci sakatlanınca, hakem yanlış değerlendirme ile düdük çalmasa da, topu boş kaleye atmayarak, oyunu durduran sporcudur.

       Spora bakış açınız, “Ne pahasına olursa olsun yengi”,  “Benim lügatimde yenilgiye yer yoktur” olursa, sonuçta spor etiğine, spor ahlakına aykırı davranışlar içerisine girmek zorunda kalırsınız.

       Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri ve giderek bütün kulüpler arasındaki kural dışı yarışma ve bunun ötesinde kanlı bıçaklı düşmanlıkların doğmasında ve artarak sürmesinde Fenerbahçe’nin başkanlığı dönemindeki Ali Şen’in ve Fatih Terim’in çok büyük paylarının olduğunu düşünüyorum.

       Fatih Terim agresif bir yapıya sahip. Yenilgiyi hazmedemiyor. Oysa yengi varsa, yenilgi de olacaktır. Spor yapıyorsa, yarışıyorsa, futbolcuysa, antrenörse, başkansa, yöneticiyse önce yenilgiyi hazmetmeyi öğrenecektir. Onun berabere biten bir maçtan sonra futbolcularına ve hakeme küfretmesini unutamıyorum. Önemli olan yenince değil, yenildiğinde centilmen olabilmektir.

       Spor felsefeniz ne pahasına olursa olsun yengi olunca, futbolcular da buna göre hareket ediyorlar. Kendilerini yalancıktan yerlere atıyorlar, seyircileri tahrik ediyorlar, spor etiği ve spor ahlakı dışına çıkıyorlar.

       Fatih Terim, agresif olma ve kural tanımazlığının yanında otoriter bir yapıya sahip; ancak bu otoriterlik demokratik bir otorite olmayıp despotluğa dayanan bir otorite. İnsan ilişkilerinde sevgiye ve saygıya yer yok. Futbolcuları ile de benzer ilişkiler içinde. Futbolcuların saygısı sevgiye değil, korkuya dayalı bir saygı. Bizim Galatasaray’daki ve sonrasında İtalya’daki Fatih Terim’de gördüğümüz bunlar. Değişmiş olabilir mi? Bundan sonra spora etik değerleri dikkate alarak bakabilir mi? Şimdilik bunun işaretlerini göremiyoruz. Dileriz, bu yazımızın kendisine bu konuda katkısı olur.

        Galatasaray yönetimi, Fatih Terim’i ikinci kez takımın başına getirmekle bize göre yanlış yapmıştır. Biz ne pahasına olursa olsun yengi demiyoruz. Önce temiz futbol, dürüst futbol, diyoruz. Her şeyden önce spor etiğine ve ahlakına uygun olarak yarışılsın, dostluk içinde yarışılsın, diyoruz. Bir futbolcunun, antrenörüne rağmen, hakemi aldatıcı hareketlerde bulunabileceğini, antrenörüne rağmen yalancıktan sakatlanmalar, kıvranmalar ile seyircileri tahrik edebileceğini düşünemiyoruz. Bizce antrenör, bırakınız bu gibi hareketlere onay vermeyi, sessiz kalarak gizlice desteklemeyi, spor ahlakına uymayan futbolcularını en ağır şekilde cezalandırmalıdır. Temiz futbol, temiz spor ancak o zaman sağlanır. Futbolcuların spor ahlakına uymayan bu çeşit davranışlarından her şeyden önce antrenör sorumludur. Yazımızın konusu Galatasaray’sa Fatih Terim sorumludur. Bu konuda bir başka sorumlu Galatasaray yönetim kuruludur. Yönetim kurulu, spor etik ve ahlakına uymayan futbolcuları, sporcuları en ağır şekilde cezalandırmalıdır. Bu gibi hareketlere göz yumuyorsa antrenörünü de en ağır şekilde cezalandırmalıdır. Bunu Galatasaray yönetiminden bekliyoruz. Kulüpler arasında dostluk ancak bu şekilde kurulabilir. Türk sporunda birçok şeyin öncüsü olan Galatasaray, sahalarımızda spor ahlak ve etiğinin yerleşmesinin de öncüsü olmalıdır.

 
29 Aralık 2017 Cuma 11:16
Okunma: 6516
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
Kardeşler
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:35
  • Öğlen13:05
  • İkindi15:54
  • Akşam18:14
  • Yatsı19:41
 
 
 
Anket
 
Tarihte Bugün
1844 - ABD'li mucit Samuel Morse, ABD Senatosu üyelerinin hazır bulunduğu bir deneyle ABD Kongre binasından Baltimore'da bir tren istasyonuna kendi icadı olan mors alfabesiyle ilk mesajı gönderdi.
1883 - Yapımı 14 yıl süren New York City'deki Brooklyn Köprüsü trafiğe açıldı.
1921 - Mustafa Kemal Paşa'ya suikast için Ankara'ya geldiği kanıtlanan İngiliz casusu Mustafa Sagir idam edildi.
1921 - ABD'de Sacco ve Vanzetti'nin yargılanmalarına başlandı.
1924 - Yabancı şirketlerce işletilen Anadolu Demiryolları Şirketi'nin millileştirilmesi için Anadolu-Bağdat Demiryolları Müdiriye-i Umumiyesi kuruldu.
1940 - Igor Sikorsky ilk başarılı tek rotorlu helikopter uçuşunu gerçekleştirdi.
1941 - Danimarka Kanalı Savaşı'nda, İngiliz zırhlısı Hood, Bismark tarafından batırıldı.
1943 - Polonya'daki Auschwitz toplama kampında ölüm meleği adıyla anılan doktor Josef Mengele göreve başladı. Mengele tutuklular üzerinde yaptığı korkunç deneylerle biliniyordu.
1945 - Krasnodar Kray'da Karadeniz kıyısındaki Şapsığ Ulusal Rayonu lağvedildi.
1956 - İlk Eurovision Şarkı Yarışması, İsviçre'nin Lugano kentinde düzenlendi. 7 ülkenin katıldığı yarışmayı evsahibi İsviçre'nin şarkısı kazandı.
1961 - İmralı Adası'ndaki 2 bin mahkumun barındığı cezaevinde çıkan isyan bastırıldı.
1963 - Afrika Birliği Teşkilatı kuruldu.
1964 - Peru'da bir futbol maçında kargaşa çıktı: 135 kişi öldü.
1976 - Londra'dan Washington, D.C.'ye ilk Concorde seferi başladı.
1978 - Kesire Yıldırım ile Abdullah Öcalan evlendi.
1979 - Yüzde 85'i yerli malzeme ile üretilen ilk Türk uçağı 'Mavi Işık 79-XA', Kayseri İkmal Merkezi'nde başarılı bir deneme uçuşu gerçekleştirdi.
1983 - Bulvar gazetesinin düzenlediği yarışmada Türkiye güzeli seçilen Hülya Avşar'ın evli olduğu ortaya çıkınca ikinci güzel Dilara Haraççı kraliçe ilan edildi.
1989 - Bulgaristan'dan Türkiye'ye zorunlu göç başladı.
1991 - İsrail, Süleyman Operasyonu adını verdiği bir askeri operasyonla Etiyopyalı Yahudileri İsrail'e getirmeye başladı.
1993 - Eritre, Etiyopya'dan bağımsızlığını kazandı.
1993 - Bingöl-Elazığ karayolunda pusu kuran PKK militanları 33 silahsız askeri kurşuna dizdi.
2000 - İsrail, Güney Lübnan'da 22 yıldır sürdürdüğü işgale son verdi.
2003 - Letonya'nın başkenti Riga'da gerçekleştirilen 48. Eurovision Şarkı Yarışması'nı Türkiye adına yarışan Sertab Erener kazandı.
2004 - Kuzey Kore'de cep telefonları yasaklandı.
2008 - Dima Bilan Eurovision'da Rusya'ya ilk 1. getirdi
 
Arşiv
 
Süper Loto
31.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu062224283446
 
On Numara
04.11.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu01102527293839404347484950515262646874757778
 
Sayısal Loto
02.11.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu062931324445
 
Şans Topu
30.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu011030323403
 
 
Yukarı Çık