Çekirge Sürüsü

Ahmet İNCE gordesgazetesi@gmail.com

             1947 yılının soğuk bir şubat günü. Eski Gördes'in ünlü Uzunçam Mahallesinde akşam saatleri. Daracık sokaklardan ve ara yerlerden, insanlar bir iki kahvehaneye doğru geliyor. Dobanların Osman Ağa'nın kahvesi burası.
            Umur görmüş, nice acılı yıllar yaşamış Gördesli yaşlılar, bu kahvehanenin müdavimi. Uzunçamın bıçkın delikanlıları da buraya geliyor. O yıllarda yaşlılar, gençlere tecrübelerini ve savaş yıllarını anlatıyor.
            İsli puslu kahvehanenin içinde, birkaç ağaç sedir ve birkaç tahta tabure var.
            Gadir Amat (Kadir Ahmet) içeriye girince, Uzunçamın bıçkın delikanlıları ayağa kalkıyor. Elini öpüyorlar. Yine sıcak ve buram buram acı ve tarih kokan sohbet başlayacak. Hepside heyecanlı.
            Kimdir bu Gadir Amat?
            Bir imparatorluğun çöküşüne; savaşarak ve çarpışarak şahitlik yapmış, Gördes'in isimsiz evlatlarından sadece birisidir. Devrinde, akran olduğu iki arkadaşıyla birlikte, Balkan Savaşlarında görev almıştır.
            Balkan Savaşı başladığında; Gadir Amat ile arkadaşları İsmail Çavuş ve Gazancının Amat (Ahmet) Çavuş cephededir ve yıl 1912'dir.
            Uzunçam Mahallesinde Dobanların Osman'ın kahvehanesinde, sohbetin ilerleyen bölümünde birden irkilir Gadir Amat. O yıllarda savaş kadar beter bir felaket yaşanmıştır. Onu anlatayım size der. Gençlerin dikkati, olabildiğince kendisine çevrilir.
            'Siz hiç çekirge sürüsü gördünüz mü' diye sorar gençlere. Herkes başını yukarıya çekerek, görmedik cevabı verir. Sonra iç geçirerek, çekirge sürüsünü anlatmaya başlar.
            Yazının bu bölümünde; Gadir Amat'ın o gün anlattıklarını, kısaca sizlere aktarmak isterim.
            Balkanlardan başlayarak Anadolu'ya yayılan bir çekirge istilası, savaştan beter tahribatlar yaratır. Aynı yıllarda Gördes'te de yaşanır çekirge istilası. Mevsim harman zamanıdır. Herkes ekin biçmeye hazırlanmakta, oraklar bilenmektedir.
            Karabasan gibi, simsiyah bulutlar gibi çekirge sürüsü ekin tarlalarına üşüşür. Gökyüzünü kaplayan çekirge sürüleri, halkı dehşete düşürür. İnsanlar evlerine kaçar.
             Belki de milyonlarca çekirgedir sürü dediğimiz. Saatlerce kalır ekin tarlasında. Dolgun başaklardaki ekin tanelerinin, birini dahi yere düşürmez. Hele çıkardıkları kütür kütür seslerinden, halk dehşete kapılır.
            Saatler sonra, çekilir gider çekirge sürüsü. Halk heyecanla, ekin tarlalarına koşar. Manzara felakettir. Başaklarda sadece boş kapçıklar kalmıştır. Yerlerde dahi, tek ekin tanesine rastlayamazlar.
            Erkekler ağlar, kadınlar ağlar, yaşlılar feryat eder. Bir yandan harp şartları. Bir yandan heba olan bir yıl. Ne yeriz, ne içeriz kaygısıyla kahrolan insanlar.
            Ya emekler, ya dökülen alın teri?
            Bir çekirge sürüsünün hışmıyla yok olup gider.
            Bu yaşanmış hikâye, bende devasa çağrışımlar yarattı. Tabiat olayları ile toplumsal olaylar arasında müthiş bir yeknesaklık var. Görebildin mi, bağ kurabiliyorsun. Daha önemlisi anlayıp kavrayabiliyorsun.
            Ekin tarlasına çöken çekirge sürüsü; emeği, alın terini bilir mi? Nereden bilsin. Bilse çöker mi? Onun işi, bitirmek ve yok etmektir.
            Sosyal bilimler ve siyaset tarihi üzerine, çok okuyan bir insanım. Toplumların siyasi,  dini ve ideolojik anlamda yaşadıkları sarsıntıların iç içe geçmiş sebepleri vardır. Bilimsel değerlendirmelerle, niçin ve nasıl sorularına cevap bulabilir insan.
            Fakat bu eserlerde, hep bir kuruluk vardır. İnsan beyni, daha doymuş ve daha tok cevaplar bulmak ister. Uzun zamandır siyasi,  dini ve ideolojik hareketlerin yapısal varlığını, tabiat olayları ile irdeleyen yazılar kaleme alıyorum.
            Büyük emek vererek derlediğim 'Çekirge Sürüsü' hikâyesi, bende yine derin çağrışımlara neden oldu.
            Tarihin seyrinde; toplumların yaşadığı siyasi, ideolojik ve dini altüst oluşlar var. Niçin oldu, nasıl yaşandı sorularının bir sürü cevabı var. Şimdi bu olaylara, bir de ‘Çekirge Sürüsü' hikâyesiyle nazar etmek istiyorum.
            Hayretler içerisindeyim. Toplumların da üzerine çekirge sürüleri çökebilirmiş. Emeği, alın terini, ahlakı, vicdanı, hukuku, aklı, mantığı tüketebilirmiş.
            Nasyonel Sosyalist hareket Hitlerle, nasıl çökmüştü Almanların üstüne. Nazizmin uçuk siyasi ütopyaları, milyonlarca insanın yalnız hayatını değil, geleceğini de karartmıştı.
            70'li yıllarda Sovyetlerin, bütün dünyaya ihraç ettiği Marksist-Leninist ideoloji toplumları nasıl mahvetmişti. Asya steplerinden, Latin ülkelerine kadar milyonlarca insan perişan olmuştu.
            Batıda Katolik-Protestan çatışmalarında dünya kadar insan hayatını kaybetti. Cizvit katliamlarında insanlar diri diri yakıldı. Doğu'da alevi Sünni kavgaları, ne canlara maloldu. Cemaat, meşrep hareketleriyle milyonların hayatı karardı. İslam'ın ilk yıllarındaki Harici hareketi, ne vahim bir çekirge sürüsüydü.
            Ekin tarlasına çöken çekirge sürüleri, taneleri bitiriyor. Emeği, alın terini yok ediyor.
            Toplumlara çöken çekirge sürüleri; önce aklı ve mantığı iptal ediyor. Düşünmeyi, tenkit etmeyi yasaklıyor. İtaat ettiriyor, diz çöktürüyor. Vicdanı rafa kaldırıyor. Dini ve siyasi liderler kutsanıyor. İdeolojik liderler ilahlaştırılıyor.
            Tarihin seyri böyle akıp gidiyor. Çekirge istilasına maruz kalıp,  ders alanlar var. Ders almayıp, çekirge sürülerine davetiye çıkaranlar var.
            Bir toplumun çekirge istilasına uğramaması için, ne lazım diye düşünüyorum.
            Tarihi tecrübe, o kadar açık ve net.
            Akıl, mantık, fikir ve düşünce özgürlüğü, vicdan, hukuk, gelir adaleti, kalkınmışlık, gelişmişlik ve diğerleri'
            Ekin tarlasına çöken çekirge sürülerinin hasarı, bir yıl sonra telafi edilebiliyor. Toplumların üzerine çöken çekirge sürülerinin tahribatını onarmak, uzun yıllar alıyor. Üstelik çok pahalı faturalar ödeniyor.
            NOT:  1947 yılının o şubat akşamında, Gadir Amat'ın anlattığı Çekirge Sürüsü hikâyesini dinleyenler arasında; bugün 89 yaşında olan sevgili dayım Recep Tunçay da vardı. Katkılarından dolayı kendisine teşekkür ediyorum'