İlginç ve kafa ütüleyici sorular alıyorum. Çalışmalarımızı yakından takip eden dostlarım, cevabını bulamadıkları sorular için beni arıyor. Bu sorulardan ikisi, beynimi oldukça alt üst etti.
Birincisi; haram yoldan elde edilen kazançla, insan hayır ve hasenat yapabilir mi? İkincisi, Kur'anda içki ve kumarın faydası konusunda ayet var iddiası.
Öncelikle, birkaç şey söylemek istiyorum.
Günümüzde Kur'an öğrenimi ve öğretimi diye bir şey yoktur. Sadece Kur'anı Arapça metin itibarıyla seslendirmek vardır. Hâlbuki Allah kitabında; 'Biz bu Kur'anı Arapça olarak indirdik. Anlayasınız diye' buyurmaktadır.
Nitekim pek çok ayette, şunu görüyoruz; Allah insanlara her dönemde mutlaka bir uyarıcı göndermiş, mesajını bildirmiştir. Her uyarıcı, kavminin diliyle bu mesajları iletmiştir. Mesela Tevrat, İbrani diliyle indirilmiştir.
Allah'ın mesajı evrensel olduğuna göre; Sorumluluk yalnızca bir kavme değil, tüm insanlığadır. Bugün dünyada kaç lisan varsa, Kur'anı o lisanlarla anlamaya muhtaç ve mecbur topluluk var demektir.
Kur'an'daki bu hakikati göremezseniz, şöyle bir yanlışa düşersiniz: Kur'an belli bir zamanda, belli bir kavme indirilmiş ve sorumluluk o kavme ait olmuştur. Dolayısıyla günümüzün meselelerini, bu hükümlerle açıklayamayız, dersiniz.
Kur'ana tarihselcilik gözüyle bakan anlayış böyle doğmuştur. Bunu savunan ilahiyatçılar ve âlimler vardır.
Bugün Kur'anı; seslendirmek olarak anlayan anlayışla, tarihselcilik nazarıyla yorumlayan anlayış arasında Müslümanlar savrulmaktadır. Bu savruluş; Kur'andan uzaklaşmayı beraberinde getirmiş, günümüz insanının yaşamında din, çok arka planlara düşmüştür.
Netice itibarıyla; samimi Müslümanlar günümüzün ciddi meselelerine cevap ararken, genelde hep çaresizliğe düşmüştür. Yukarıda bahsettiğim iki soru, bu çaresizliğin benzer iki örneğidir.
O iki soruya; Kur'anda cevap ararken, ne demek istediğimin daha iyi anlaşılacağını umut ediyorum.
Herhangi bir mealden, Bakara suresinin 219. ayetini okuduğunuzda, hayrete düşeceğinizden adım gibi eminim. Şaşıracaksınız, bu ne diyeceksiniz. Çok sayıda meale göz attım. Aşağı yukarı Türkçe olarak aynı anlamı vermişler. Bazı tefsirlere baktım, ayetin açıklanmasında doyuruculuk göremedim. O zaman kafalar karışıyor. Olur olmaz şüpheler, beyni kemiriyor.
Sadık Türkmen'in iniş sırasına göre Kuran isimli mealinde, ilgili ayet şöyle verilmiş: 'Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki onlarda hem büyük bir günah hem de insanlar için (sizin bilmediğiniz görünmeyen bazı) yararlar vardır. Ama kötülükleri ise yararlarından büyüktür...'
Feyzül- Furkan mealinde ise ayete verilen anlam şöyle;
'Sana (sarhoş edici) şarap ve kumarın hükmünü sorarlar. De ki o ikisinde büyük bir günah, hem de insanlara (bazı ufak) faydaları vardır. Ama günahları, faydalarından daha büyüktür'.'
Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır'ın, son derece kapsamlı olarak ele aldığı açıklamalı Bakara mealinde, 219. ayete verdiği anlamı da aktarmak istiyorum:
' Sana hamr (sarhoşluk veren maddeler) ve kumarı soruyorlar. De ki İkisinde büyük ism (zararlar) ve insanlar için yararlar vardır. Ama bunlardaki ism yararlarından büyüktür''
Şimdi şöyle düşünülebilir; Allah kitabında bir başka ayette, sarhoşluk veren tüm içkileri haram kılmıştır. Nitekim Muhammed Aleyhisselam, bu konuda 'Sarhoşluk veren her şey haramdır' demiştir. (Müslim, Eşribe, 73 ve Ebu Davud, Eşribe, 5)
Peki, o zaman bu ayetteki içki ve kumarın, bir kısım faydası olduğu ne anlama geliyor. Yada bu ayet, diğer kesin hükümlü ayetle çatışmıyor mu?
Evet, sadece meal okursanız, böyle bir kuşkuya kapılırsınız. Kafanız alt üst olabilir. Kur'anda buna benzer çok sayıda konu var.
Onun için söylüyorum, bizde Kur'an eğitimi ve öğrenimi yok diye. Kur'anı seslendirenlerin, zaten anlama diye bir kaygısı yok. Tarihselciler ne diyecek olursanız, şöyle diyeceklerdir; bu o zamanki Mekke halkına söylenmiştir. Bugün için bir hükmü yoktur.
Hâlbuki Kur'anın mesajı evrenseldir. Tebliği, hayatın bizzat içinedir. 23 yıl sürmesi bu yüzdendir. Allahın kelamı, belli bir zaman dilimine ve belli bir topluluğa gelmiş değildir. Allahın mesajı, tüm zamanlar içindir.
Bu yüzden Kur'an ayetlerini anlamak, sadece Arapça gramer bilgileriyle gerçekleşmez. Bu metot, bizi Kur'anın verdiği gerçek mesajdan uzaklaştırır. Nitekim öyle oluyor.
Ayetleri anlamada; tarih, sosyoloji, coğrafya, jeoloji, edebiyat ve çok yönlü ilimler gereklidir. Bunun böyle olduğunu, Bakara 219. ayetle sizlerin takdirine sunmak istiyorum.
İslam öncesi Mekke halkının çok yönlü sapık inanış ve yaşam biçimi vardı. Bunları tekrar anlatmaya gerek görmüyorum. Ancak bunun yanında; ahlaki açıdan, dikkat çeken bazı gelenekleri de vardı.
Mesela, ikram sahibiydiler. İkram etmekten büyük keyif alırlardı. Açlık yıllarında evine misafir alan bir kişi, dişi devesini keser mutluluktan uçardı.
Cömertlikleriyle övünürlerdi. İçki içmek, bu cömertliğin bir vesilesiydi. İnsanları misafir ederler, içki sofralarında yedirir içirirlerdi.
Başka?
'Kerem duygusu sebebiyle kumarla meşgul olurlar, bunu da ikram vesilelerinden biri olarak kabul ederlerdi. Çünkü onlar kazandıklarını ve kazananların paylarından arta kalanı yoksullara yedirirlerdi. (Batıl ve haksız kazançla iyilik ettiklerini zannederlerdi)
Bu sebeple Kur'an, içki ve kumar'ın cüz'i, kıymetsiz de olsa bu yönünü inkâr etmemiş ve ancak içki ve kumarın günahı (ve zararı) faydasından büyüktür (Bakara 119) buyurmuştur.' ( Bkz, Peygamberimizin Hayatı ve Daveti, S. Mübarek Furi, sf: 51)
Şimdi meselenin anlaşılabilir hale geldiğini sanıyorum.
Kur'an, hayatın pratiğine inmiştir. 23 yıl böyle devam etmiştir. 219. ayette mesaj şudur:
'Siz kerem ve cömertliğiniz için içki partileri düzenliyor, insanlara ikram ediyorsunuz. Kumar oynayıp, kazancınızla yoksulları doyuruyorsunuz. Ancak yapmak istediğiniz iyiliğin kaynağını, meşru yollardan temin etmiyorsunuz.
Bir iyilik gerçekleştirmek için içki ve kumar yolunu kullanmak bir fayda olsa bile, onun zararı ve günahı, yapacağımız iyilikleri alıp götürür.'
Bakara 219. ayet, o devrin Mekke toplumu için söylenmiştir ve artık o tarihte kalmıştır diyebilir misiniz? Allah'ın hükmü gayet açık ve nettir. Bugüne ve yarına da ve kıyamete kadar geçerlidir.
Anlamamız ve hayatımıza hâkim kılmamız gereken ders şudur:
Allahın meşru kılmadığı hiçbir iş, iyilik adına kullanılamaz. Haramla, yalanla, rüşvetle, yolsuzlukla, haksızlıkla, hukuksuzlukla, faizle, cebirle, zulümle, korkutmayla elde edilen bir kazanç iyilik yapmaya vesile olamaz.
Bu kazanç maddi olarak para olabilir, manevi olarak mevki ve makam olabilir. Değişen hiçbir şey yoktur. İyiliklerinizi sel suları gibi alıp götürür.
YORUMLAR