Kitaplar arasında dolaşmayı çok severim. Benim için bir tutku bu. Çocukluğumdan beri, bıkmadan kitap alırım. Mutlaka okumam gerekli dediklerim, ilk tercihim olur. Arda kalanlar var.
Göz gezdirmem gereken kitaplarım, sanki sayfaların açılmasını bekler. Kitaplar arasında dolaşma dediğim, böyle bir şey. Hafta içerisinde, yüzlercesinin arasında dolaşıyorum.
Prof. Dr. Mustafa Yıldırım'ın, 95 sayfalık küçük çaplı bir kitabı hemen dikkatimi çekti. 'Hayata Dair' isimli kitap, gerçekten hayata dair güzel bir bakış olmuş. Fıkralar, hisseler, görüşler kitabın içinde ve üstelik tam bir derleme tadında.
İlginç bir bölüm, hemen ilgimi çekti. Hayat üzerine, yaşamak üzerine neler yazıldı bugüne kadar. Hayat sürdükçe bu yazılar bitmez. Peki, hayatın sırrı ne? Yaşamak nasıl bir şey?
Kitaptaki 'Bir Hayat Sırrı: 90/10' başlıklı yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.
'90/10 sırrını keşfedin. Bu hayatınızı değiştirecek.
90/10 sırrı inanılmazdır. Çok azımız bunun farkındadır. Sonuç? Pek çok insan, gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve baş ağrısından acı çekmektedir.
Bu sır nedir? Hayatın %10'u, sizin başınıza gelenlerden oluşur. Geri kalan %90'ına, sizin bu başınıza gelenlere, nasıl davrandığınızla karar verilir.
İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. İnsanlar hasta olur. Arabaları bozulur. Uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst ederler. Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir vesaire.. Bu 10'luk kısım, tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir.
Diğer 90'lık kısım farklıdır. Onu siz belirlersiniz.
Nasıl?
Olaylara yaklaşımınızla!!
Bir örnek verelim.
Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahve üzerinize dökülüyor. Bu olay üzerinde, sizin hiçbir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek.
Lanet ediyorsunuz. Kahveyi döktüğü için, kızınızı azarlıyorsunuz. Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Sonra eşinize dönüyor, kahveyi niye masanın kenarına koydun diye eleştiriyorsunuz. Onunla da kısa bir tartışma yaşıyorsunuz.
Öfkeyle üst kata çıkıp, gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Aşağı indiğinizde; kızınız kahvaltısını yapmamış ve okul hazırlığını tamamlamamış olarak görüyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor. Eşinizin işe gitmesi gerekiyor.
Aceleyle aracınıza koşuyorsunuz, kızınızı okula yetiştirmek için yola koyuluyorsunuz. Geç kaldığınızdan, aşırı hız yapıyor ve hız limitini aşıyorsunuz. Bu yüzden trafik cezası yiyorsunuz. Kızınız, hoşça kal' demeden okula koşuyor.
Ofise 20 dakikalık gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz.
Devam ettikçe kötüleşiyor. Eve dönmeyi dört gözle bekliyorsunuz.. Eve ulaştığınızda, eşiniz ve kızınızla ilişkilerinizin sıkıştığını hissediyorsunuz.
Neden? Sabahleyin nasıl bir tepki verdiğinize bağlı olarak'
Neden kötü bir gün geçirdiniz?
a) Kahve sebep oldu
b) Kızınız sebep oldu
c) Polis sebep oldu
d) Siz sebep oldunuz.
Doğrusu, d) şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu. Gününüzün kötü geçmesine, o beş saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu.
Olması gereken şöyleydi. Üzerinize kahve sıçradı. Kızınız ağlamak üzere. Nazikçe, tamam tatlım' diyorsunuz. Gömleği değiştirip, evrak çantasını alıyorsunuz. Kızınız otobüse binerken el sallıyor. Siz ve eşiniz öpüşerek işe gidiyorsunuz.
Farka bakın!!
İki farklı senaryo. İkisi de aynı başladı. Fakat farklı bitti.
Gerçekten olanların %10'unda hiçbir kontrolünüz yok. Geri kalan %90'ı ise sizin tepkiniz belirliyor''
YORUMLAR