Bir kez daha görüşümü ifade etmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, milli mücadeleden sonra en netameli ve en vahim bir mesele ile karşı karşıyadır. PKK terörü, artık terör kavramının çok ötesinde bir anlam ifade etmektedir.
Haziran'dan bu yana yaşadıklarımız, toplum olarak bizi derinden sarsmaktadır. Son aylarda belli il ve ilçelerde, şehir savaşına giren terör örgütüne karşı, devletin tabii olarak verdiği mücadele çok ağır şartlar altında geçmektedir.
Dağdaki mücadeleden, şehir mücadelesine geçen güvenlik birimleri, hassas dengeler üzerinde yürümektedir. Bir yanda sivil halkı kollamaya çalışırken, bir yandan da teröristleri imha etmeye ve bozulan düzeni tesise gayret gösteriyor.
Siyasetçilerin, hükümetlerin hatalarını, kusurlarını tartışacak vakit değildir. Çünkü artık öyle bir noktaya gelindi ki millet olarak tek yürek ve tek ses olma mecburiyetimiz var.
Hal böyleyken, hafta içerisinde ilginç bir gelişme yaşandı. 1128 akademisyen ortak bir bildiri yayınladı. Barış çağrısı yapılan bu bildiri metni, bölgede verilen mücadelenin amacı ve ruhuyla hiç örtüşmedi.
Aksine devleti yaralayıcı ve dışarıda zorda bırakacak ifadeler kullanıldı bildiride.
Bu bildiri vahim ve bir o kadar fahiş bir üsluba sahiptir. Çünkü terör örgütünün, ileriki günlerde muhtemelen geliştireceği siyasi taarruzlara, adeta çanak tutmuştur.
Uluslar arası platformlarda ve kuruluşlarda, dikkat çekecek bir kelime kullanılmıştır bu aydınlar bildirisinde.
Bu kelime 'katliam'dır'
1128 akademisyen; devletin bölgede verdiği mücadelede, katliam yaptığından dem vurmaktadır.
Sıradan insanlar bunu söylese, bir makuliyet verirsiniz. Ancak bu kadar akademisyenin, böyle bir üsluba imza atması anlaşılır gibi değildir. Bir yandan barış isteyeceksiniz, bir yandan devleti katliam yapmakla suçlayacaksınız.
Akıl alır gibi değil.
Kör müsünüz, hiç mi haber dinlemiyorsunuz? Haber kanallarını hiç mi izlemiyorsunuz?
Girdiği evde şeker kullanıp, kâğıda hakkınızı helal edin diye yazan ve üstelik parasını bırakan asker, kimin askeri acaba? Bu asker ve bu polis mi orada katliam yapıyor.
Bu yayınladığınız bildirinin diğer kısımlarının hiçbir kıymeti kalmayacak. Neden mi?
Çünkü terör örgütü bir müddet sonra, siyasi taarruzlara başlayacak. Uluslararası platformlarda; devletin katliam yaptığını, bu yüzden Kürt halkını savunmak zorunda kaldıklarını anlatacaklar.
Böylece eylemlerini haklı göstererek, destek arayacaklar.
O zaman, yayınlanan bu 1128 imzalı akademisyen yani aydın bildirisini çokça kullanacaklar.
Hayret ki ne hayret!
Devletin katliam yaptığını söyleyeceksin. Her gün iki, üç, beş şehit vererek cansiperane mücadele veren güvenlik güçlerinin yaşadığı zorluklardan hiç bahsetmeyeceksin.
Evet, bölgede halkın yaşadığı büyük bir travma var. Aylardır evinden çıkamayan, can korkusuyla yaşayan bu insanlar, dayanılmaz bir güçlük içerisindeler. Mevcut şartlarda hatalar da yapılmış olabilir.
Ancak hiçbir devlet şehrin, kasabanın düzenini eşkıyaya teslim etmez. Ortada sıra dışı şartlar vardır. Düzeni tesis etme adına, devlet aslında ciddi kayıplar vererek mücadele etmektedir.
Devlet, vatandaş, sivil inisiyatif bir bütün halinde ortak bir tavır sergilemek zorundadır. En hayati bir dönemde, böylesine hoyratça ayrışmalar bize bir şey kazandırmaz.
Bölgede mücadelenin ağırlığı ve güçlüğü meydandadır. Devlet adına yetki kullananlar da biraz daha ölçülü olmak zorundadır. Beyaz Show programında yaşananlar sonrasında, anlaşılmaz reaksiyon gösterildi.
Hemen terör örgütü propagandası yapıyor diye linç kampanyası başlatıldı. Siz eğer Beyaz gibi bir ismin, terör örgütü propagandası yaptığını haykırırsanız, ipin ucu kaçar.
Dolayısıyla suçlamaların, ayrıştırmaların, sorumsuzlukların hiç yaşanmaması gereken bir devirdeyiz. Bölgedeki mücadele, kısa sürede bitecek gibi de görünmüyor.
Bu yüzden her zamankinden daha fazla ortak tavra, itidale ve sorumluluğa ihtiyacımız var.
YORUMLAR