Mekkeli müşriklerin Hz. Muhammed'e en büyük itirazı, ahiret konusunda oldu. Allah'a inanıyorlar, hac yapıyorlar, mevsiminde hacıların ihtiyaçlarını gidermek için birbirleriyle yarışıyorlardı. Ancak, Allah ile aralarına aracı koymuşlardı. Şirke düşmeleri bu yüzdendi.
İnsanın öldükten sonra tekrar diriltileceğine ve hesaba çekileceğine, bir türlü kafaları basmıyordu. Allah onların bu durumunu, pek çok ayette dile getirmiştir. Devrin şartları düşünüldüğünde, son derece çetrefil bir durumdur yaşananlar.
Asıl anlatmak istediğim başka bir konu var. Bu yüzden, ilgili ayetleri veremiyorum. Fakat şunu söylemek istiyorum. Ahiret konusunda, Kur'an'da zikredilen en çarpıcı açıklama, bütün zamanlara ışık tutuyor.
Şöyle anlatayım.
Allah, ahlak sahibidir. Vaadinde sadıktır. Ölümden sonra diriliş vardır. Ahiret'te hesap günü vardır. O, sözüne sadıktır. O zaman niye inanmıyor, inkâr ediyorsunuz. Bu vaad ve söz, Allah'ın ahlakıdır. Allah'ın ahlakından daha üstün ne olabilir?
Nebi Muhammed'i bu yüzden, güzel ahlak sahibi yapmıştır. Muhammed'in ahlakı, sözlerinin yani tebliğinin doğruluğudur. Muhammed; ahiret var, hesap günü var diyorsa, bu Allah'ın sözüdür, Allah'ın vaadidir.
Kur'an'daki 'Ey Muhammed! Senin Rabbin güzel ahlak sahibidir. Seni de güzel ahlak üzere yaratmıştır.' seslenişi, çok şeyi anlatmaktadır. 40 yaşına kadar sözüne sadık olarak yaşayan, Muhammed-ül Emin olarak bilinen Hz. Muhammed, Allah tarafından elçi seçilmiş ve tebliğ ile görevlendirmiştir.
Dolayısıyla Kur'an'ın ahlak kavramı, zikrettiği vaad ve söz'den başka bir şey değildir. Zamanla bu hakikat gözlerden kaydırılmış, ahlak kavramı baldır bacak arasına sıkıştırılmıştır.
Allah, sözüne ve vaadine sadıktır. Nebisi de, aynı derecede sadıktır. Peki ya kullar?
Bizden istenen, sözümüze ve vaadimize sadık olarak yaşamaktır.
Doğru konuşmak, yalan söylememek, iyi işler yapmak, hak ve hukuka riayet etmek, emeğe saygı duymak, dedikodu yapmamak, gıybette bulunmamak, harama helale dikkat etmek ve daha nicesi' Getirin bir araya ve hepsine bir taç giydirerek isim verin;
Haysiyet, haysiyet ve haysiyet'
Bu din, insanı haysiyet sahibi yapar. Haysiyeti olmayanın dini de olmaz.
Mekke'nin bütün imkânları önüne serildiğinde, Hz. Muhammed ne dedi: 'Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz, beni yolumdan döndüremezsiniz.' Çünkü Onun yolu, bir haysiyet yolu idi. Hiçbir menfaate ve dünyalığa değişilmezdi.
Medine'de bir gece yarısı sokakta dolaşıyordu. Sonra Ali ve Ömer ile karşılaştı. Nedir bu hal diye sordu. Açız, bu akşam yiyecek bir azığımız olmadı. Uyuyamadık dediler. Tebessüm etti. Ben de açım dedi Allah resulü. Uyuyamadım, açlığımı dindirmek için yürüyüşe çıktım dedi.
Haber verse, önüne sofralar kurulabilirdi. Ama o bir nebi idi. Görevinin bir haysiyeti vardı. Ve o haysiyete riayet etti.
Çanakkale Savaşlarının sembol ismi, şüphesiz Koca Seyit'tir. Hikâyesini biliyorsunuz. Bu öyle bir Koca Seyittir ki sonraki yıllarda, hiçbir maddi yardımı ve maaşı kabul etmemiştir.
Türk askerine Mehmetçik unvanı nasıl verildi, biliyor musunuz? Seddülbahirde göğüs göğse çarpışan Bigalı bir Mehmet Çavuş vardı. Mermileri bitti. Sonra mavzerini ikiye kırdı, düşmana saldırdı. Sonra yerden aldığı taşlarla vuruştu. Elleri parçalandı, ağır yaralı kaldırdılar.
Onun hikâyesi dilden dile dolaştı. Adından intikal, Türk askerine unvan oldu: Mehmetçik.. Biga'nın Bahçeli köyünde, 1964 yılında öldü. Kendisine bağlanmak istenen maaşı kabul etmedi.
Milli mücadelenin gizli ve isimsiz kahramanları bir teşkilat kurdu. İstihbarat işini üstlendiler. Adına MİM MİM gurubu dediler. Yani Milli Mücadele..
Teşkilatın başında, Topkapılı Cambaz Mehmet vardı. Müthiş işler yaptı. Savaş kazanıldıktan sonra, kendisine milletvekilliği teklif edildi. Fakat kabul etmedi.
Anadolu işgal edildiğinde, bütün ümitler sönmüştü. Ne savaşacak asker ve ne silah ve para vardı. Hâkim fikir, mandacılıktı. Kimisi İngiliz mandacılığını, kimisi Amerikan mandacılığını savunuyordu.
Haysiyetin tükendiği bir karanlıkta, bir haysiyet haykırdı. O haysiyet Mustafa Kemal idi. Vatan sevgisi imandandı. Vatanın haysiyeti imanın haysiyeti demekti.
Yıl 1934..
Milli Piyangonun (Tayyare Piyangosu) yılbaşı büyük ikramiyesi 200 bin lira idi. O yıl bu ikramiyeyi kazanan kimdi biliyor musunuz? Posta Telgraf İstanbul Merkez Dairesi Müdürü Server Emin Üstünbaştı.
Parayı çantasına koyup, mutlulukla evin yolunu tuttu. Ancak eşi Revnak Hanım, paranın tamamını makasla keserek, paramparça etti. Bu olay günlerce, gazetelerde haber konusu oldu.
Revnak hanım haram olduğu için, ikramiye kazanan kocasını protesto etmişti.,
Gördes'te tanıdığım bir yaşlı teyze vardı. İsmini yazamıyorum. Yıllarca kocasından kalan çok cüzi bir geliri vardı. Ancak yetmediğini biliyordum. Belediye, Kaymakamlık yardımlarını hiç kabul etmedi. Hatta zekâtı bile geri çevirdi. Allah rahmet eylesin, bir gün sordum kendisine, niye almıyorsun diye.
'Benim az da olsa bir gelirim var. Bunları alırsam, bana haram olur..'
Netice itibarıyla; haysiyetle haysiyetsizlik arasında ince bir çizgi vardır. Haysiyetli kalmak asıl iştir. İman ve maharet ister. Haysiyetsizlik kolay iştir. Bir defa olması yeterlidir. Arkası çorap söküğü gibi gelir.
Bir haram yersin, tatlı gelir. Daha var mı diye ararsın. Bir yalan söylersin, doyamazsın. Başkasının hukukunu çiğnersin, alışkanlık edinirsin. Bir defa kandırırsın, kandırmaya bayılır hale gelirsin'.
Bu yüzden insanın haysiyeti, aslında toplumun haysiyetidir.
Tarih tek düze gitmez. Haysiyetin hâkim olduğu mevsimler de vardır, olmadığı mevsimler de vardır. Haysiyetsizliğin hüküm sürdüğü iklimlerde, asıl acıyı haysiyet sahibi adamlar çeker..
Ve ben bir iklim seyrediyorum.
Dün tükürdüğünü, bugün yalayanlar var.
Dün tu kaka dediğine, bugün methiye düzenler var.
Makam uğuruna, koltuk uğuruna bir maziyi ayaklarıyla çiğneyenler var.
Yalanlarını, doğru diye kabul ettirenler var.
Haramı, helal diye kutsayanlar var.
Allah'ın kitabını geçim vasıtası yapanlar var.
Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytanlar var.
Kırk kuruşluk menfaat için, kırk takla atanlar var
Mevki ve makam için her renge girenler var.
Ve dahası ve dahası var'.
Hal böyle olunca, acılar içinde feryat ediyorum:
Nerdesin haysiyet, nerdesin haysiyet??
YORUMLAR