Ahmet İNCE

Ahmet İNCE

gordesgazetesi@gmail.com

O Çakmak Söndü!

10 Ekim 2018 - 14:03

            Gazetecilik yıllarımın birbirinden ilginç hatıraları var. Sevinçli, hüzünlü ve bazen kahırlı nice hikâyeler yaşadım. Yazabilsem onları, kocaman bir kitap olur. Belki bir gün, onlara da sıra gelir diye düşünüyorum.
            Şimdi yeni bir hikâye var. Üstelik yakın zamanda yaşanmış bir hikâye bu. Gazetemizin sayfalarında, sizler de mutlaka takip etmişsinizdir. O, benim çakmak çakan adamımdı.
            Sabahın erken saatlerinde bu yazıyı yazarken, içim buruk biraz. Hüzünlüyüm bir o kadar. Niçin diye soracaksınız elbette. Evet, hüzünlüyüm çünkü o çakmak söndü.
            Tam 2 yıl önceydi. Balıklı köyünde dostlarım beni defalarca aramış ve dertlerini dile getirmişti. 2016 yılının yine bir Ekim ayı idi. Hadi gideyim dedim köye. Fotoğraf makinemi aldığım gibi yola çıktım.
            Köyde kalabalık bir vatandaş gurubu beni bekliyordu.
            Balıklı köyünün Çambeyli denilen bir semti var. Burada yaz kış ikamet eden, yaklaşık 20 hane bulunuyor. Tamamı hayvancılık yapıyor. Ancak büyük bir dertleri var. Semtlerinde elektrik yok. Bu durum, onların belini büküyor.
            20 yıllık bir dert onların çektiği. Her seçim döneminde, siyasetçilerden ilk istekleri elektrik olmuş. Vaatler verilmiş, oylar alınmış fakat elektrik gelmemiş Çambeyli semtine.
            Kahvehanede herkes derdini anlatırken, ben notlar alıyorum. Bolca fotoğraf çekiyorum. Bu arada enteresan bir şey oluyor. Kahvehanede önde oturan bir adam, bana devamlı çakmak çakıyor.
            Bir iki dakika duruyor, çak diye bir çakmak daha çakıyor. Yakarken de ilginç bir yüz ifadesi dikkatimi çekiyor. Gülüyor gibi veya tebessüm eder gibi bir ifade bu. Yoksa benimle dalga mı geçiyor.
            Dertleri dinledim, notlarımı aldım, fotoğrafları çektim.
            Evet, bu iş iyi bir haber olur. Gördes Gazetesinde etkili bir yayın yaparım. Fakat yetmez. Asıl mesele, olayı ulusal medyaya yansıtabilmek. Bu iş o kadar kolay değil. Küçük bir ilçeyiz. Memlekette böyle bir sürü elektrik hikâyesi var, haber olarak kullanmıyorlar.
            Ancak ben iddialı bir gazeteciyim. Bu şehir için ne haberler yaptım, Ulusal medyaya taşımayı başardım. Nice dertlerin çözümüne katkı yaptım. Bunu da yapabilir miyim acaba? Bir sürü soru ve kaygı beynimde.
             Balıklı da insanlar bir gazeteciden medet umuyor. 20 yıldır çözülmeyen bir meseleyi, basın yoluyla çözme umudu taşıyor.
            Çayları içtik, tam kalkmak üzereyken; o adam bir çakmak daha çaktı. Benim de tepem attı. Dalga mı geçiyor ne?
            Kim bu adam dedim. 'Çakmak Çakan Adam' dediler.
            Köylüler alındığımı sanarak konuyu anlattı. Adı Arif imiş. Çambeylideki elektrik mağdurlarındanmış. 20 yıldır her gelen siyasetçiye, derdini anlatabilmek için durmadan çakmak çakıyormuş.
            Çakmak çakan adam, beynimde binlerce çakmak yanmasına sebep oldu. Tekrar aldım fotoğraf makinesini elime. 'Çak Arif dayı çak' diye bağırdım. O çaktıkça ben fotoğraf çekmeye devam ettim.
            Çaktığı çakmak, beynimde haberin hikâyesini çaktırıp durdu. Dönüş yolunda, haberi kafamda yazdım bile. Evet, böyle yazacağım ve ulusal medya, haberi adeta kapışacak diye söylendim durdum.
            Bu haber, ancak Çakmak Çakan Adamla haber olur. Gazetecilikte yeşil ışığı yakalamak diye buna denir. Önemli olan yakalayabilmektir. Gerisi kolay gelir.
            Mesleğimin bütün inceliklerini kullanarak haberi yazdım. Bolca fotoğraf işledim. Hemen Doğan Haber Ajansına geçtim. 2 saat sonra pek çok haber kanalı, bizim hikâyeyi geçmeye başladı.

            11 Ekim 2016 tarihli Hürriyet, Posta ve Milliyet gazetelerinde haber, Çakmak Çakan Adamın fotoğraflarıyla çıktı. Arif Demir bir anda meşhur olmuştu.
            Üç gün sonra, ilgili elektrik firmasının merkezinden beni aradılar. Bir sürü şey anlattılar. Önümüzdeki yılın yatırım programına almışlar vesaire vesaire. Dedim ki ben gazeteciyim. Derdi yazarım. Sonrası muhataplarına kalmıştır.
            Bu hikâyenin sonunda iki şey oldu. Çambeyli mahallesi, geçen yıl itibarıyla elektriğe kavuştu. İkincisi, Balıklıda ‘Çakmak Çakan Adam' Arif Demir'le dost oldum.
            Kaba saba duran görüntüsünün altında, muazzam bir saflık ve duruluk vardı. Gülüyor gibi konuşurdu. Yüreğindeki berraklığı sevmiştim. Sanırım, o da beni sevmişti.
            Arif dayı bahçesinde yetiştirdiği narları, önce bana getirirdi. Nar en sevdiğim ve çok tükettiğim bir meyvedir. Arif dayının narları da hani nar işte. Ben onun nar müşterisi olmuştum.
             Geçen hafta, yine mağazamın önünde belirdi. Kapıdan bağırmaya başladı: 'Ameet dayı, nar getirdim nar. Tamam tamam, kaç kilo? Çektirmedim bee. Çektir gel o zaman.'
            Çektirir gelir Arif dayı ve parasını veririm hemen. Sonra bir çay içer. Ha ha ve hi hi konuşur çeker gider.
            Kışın hastalandığını duydum. Köylüleri yatıyor, durumu ağır dedi. Hemen köye gittim, evinde ziyaret ettim. Beni görünce yatağından doğruldu. Yine gülümsüyor, geldiğime seviniyordu. Kendine iyi bak Arif dayı, daha yakmamız gereken çakmaklar var dedim. Hah hih diye gülmüş ve keyiflenmişti.
            8 Ekim Pazartesi günü, Arif dayı yine yanıma geldi. 'Nar getirdim nar Ameet dayı' dedi. Arif dayı geçen hafta bir çuval dolusu nar aldım senden. Tüketeyim, o zaman isterim dedim.
            Yine haa tamam diye söylendi. Gel çay içelim teklifinde bulundum. İşim çoook diye söylendi. İlk defa çayımı içmeden gitti.
            Bir gün sonra, 9 Ekim Salı günü, Balıklıdan acı haber geldi. Arif dayı ölmüş dediler. Hayvan otlatırken, kör bir kuyuya düşmüş.
            Bir hüzün kapladı içimi. Alt tarafı 2 yıllık bir hikâyenin ateşi sönmüştü. Çaktığı çakmakla Çambeyli halkının kaderini aydınlatan adam, kahredici kör bir kazanın kurbanı olmuştu.
            O Arif dayı idi. O, benim Çakmak Çakan Adamımdı.
            10 Ekim sabahı, hüzün bulutları içinde bu yazıyı yazıyorum.
            Şimdi yazıya nokta koyma zamanı geldi. 2 yıllık hikâyenin hazin sonu gibi. Çünkü birazdan Balıklıya gideceğim ve son noktayı koyacağım. Çakmak Çakan Adamıma son görevimi yapıp, cenazesine katılacağım'

Bu yazı 2422 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum