Ahmet İNCE

Ahmet İNCE

gordesgazetesi@gmail.com

Vel Asr

25 Mayıs 2018 - 14:05

Çok uzun yıllar önceydi. Gençlik dönemlerimizin, en ateşli olduğu yıllardı. Gelenek ve göreneklerimiz henüz aşınmış değildi. Her ilişkinin bir hatırı vardı. Komşuluğun, arkadaşlığın ve aynı memleketli olmanın, ruhumuzu sımsıcak sarmaladığı bir devirdi.
            Memleketin saygın, önde gelen isimlerinden birisiydi. Uzun zamandır hastaydı. Henüz genç sayılabilecek bir yaştaydı. Eşi ve çocukları, bu amansız hastalığın pençesinde kıvranan babaları için pervane oluyorlardı.
            Hatırladığım kadarıyla böbrekleri iflas etmişti. Hiçbir çare kalmamış, evinde son günlerini geçiriyordu. Durumun vahametini öğrenince, onu ziyarete gittim.
            Ziyaretçilerin biri giriyor, biri çıkıyordu.
            Beni görünce sevindi. Yatağından zorlukla doğruldu. Yanaklarımdan öptü. Sonra tekrar uzandı yatağına. Uzun zaman bir damla tuza hasret yaşamış, bu hastalıkla boğuşmuştu.
            Dikkatle ona bakıyor, dudaklarının morluğu içimi kanatıyordu. Gözleri baygın, umutsuz nazarlarla sağa sola kayıyordu.
            Sonra 2 kişi daha geldi ziyaretine. Memleketin bıçkın adamlarıydı onlar. Yatağın üzerinde sarılıp öpüştüler. Sonra geçmiş yılların güzel günlerini anmaya başladılar. Fakat dermansızdı. Anlatılanları başıyla tasdik edebiliyordu.
            Bu esnada ilginç bir şey oldu. Ezan okunuyordu.
            Halsiz ve bitkin halinden sıyrılarak doğruldu ve şöyle dedi: 'İkindi ezanı okunuyor!!'
            Yarı büklüm doğruldu yatağından ve sırtını yastığa dayadı. Dalgın gözleri bir şeyler söylüyor gibiydi. Ezanı dinliyor, bir yandan da yaşlar yanağına dökülüyordu.
            Gidin dedi içeridekilere. Durmayın burada, ikindi namazını kaçırmayın. Ardından kelimelerle ifade edilemeyecek bir pişmanlık içerisinde, dudaklarından şu sözler döküldü:
            'Bildiğimiz halde ihmal ettik. Namazlarımızı kılmadık. Dünyaya çok değer verdik. Gözümüz bağlandı. Bildiğimiz halde yapmadık görevlerimizi..'
            Vaktin dolmakta olduğunu anlamış fakat geri dönüşü olmayan bir pişmanlığın kavurucu ateşinde yanıyordu. Ölüm ha bugün, ha yarındı onun için. Peki ya namazlar?
            İyileşiverse, atlatsa bu hengâmeyi, kaçırır mıydı bir vakti?
            Misafirler, onun bu isteğini yerine getirmek için ayağa kalktı. Vedalaştılar ve doğruca Divan Camiine doğru, ikindi namazını kılmak için yola koyuldular.
            Ruhumda fırtınalar esiyordu. Belki daha fazlasıydı. Kasırga gibi, boran gibi bir şeydi.
             Aradan üç gün geçti. Camilerde salalar birbiri ardınca okunuyordu. O adam, ruhunu yine bir ikindi vaktinde teslim ediyordu.
            Yıllar hızla akıp geçti. Geri dönüşü olmayan bir pişmanlığın içinde olmadım. Namütenahi şükürler içerisindeyim. Ancak bir ikindi vakti, o evde yaşadığım dakikaların ruhuma kazıdığı izler hiç silinmedi.
            Niçin ikindi?
            İkindi, vaktin batmakta olduğu son demdir. Tıpkı insan hayatı gibi. Bir gönül dostu, sohbetinde aynen şöyle demişti:
            'İkindi güneşi gibi batmakta olan bir faniyim.'
            Vakit, sınırlı ve süreli. O sınır ve süre içerisinde, yapman gerekenler var. Çünkü iman ediyorsan, hesap günü var. Hesap gününe göre bu vakti yaşamıyorsan; ahlar var, vahlar var.
            Dolayısıyla insana, bu dünyada öğretilmesi gereken esas kavram vakit olmalıdır. Kıymeti, paha biçilmezliği akıllara nakşolunmalı, ruhlara şırınga edilmelidir.
            Bunu Rabbimiz bize sıkça, hem de sıkça hatırlatıyor Kur'an'da.
            Asr suresinin başlangıcı şöyledir: Vel asr.
            Asra kasem olsun demektir.
            Asr, yüzyıl anlamına geldiği gibi, tefsirlerde esasen ikindi ile akşam arasında geçen vakit anlamında değerlendirilmiştir.
            Allah, asra kasem ediyor. Peki niye?
            Kur'anda pek çok ayette, başlangıç itibarıyla bir kavrama, bir kıymete kasem edildiği görülmektedir. Bazen ‘ant olsun' şeklinde de ifade edilmektedir.
            Rabbimiz; bu şekilde bizi sarsmak, hatırlatmak ve uyarmak için, kasem veya ant olsun lafzını kullanmaktadır.
            Asr suresinde Rabbimiz; ‘vel asr' yani ikindi vaktine kasem ediyor. İkindi ile bize, vaktin paha biçilmezliğini hatırlatıyor, uyarıyor.
            Niçin ikindi?
            Çünkü ikindi, her gün bize bir şey söylüyor. Ömrün, hayatın bir ikindi vakti mesabesindedir. Vakti geldiğinde batıp gideceksin. Bunu unutma, aklından çıkarma.
            O güzel insan bir ikindi vaktinde, geri dönülmez pişmanlıklar içerisinde göz yaşları dökmüş, yine bir ikindi vakti ruhunu teslim etmişti.
            İkindinin paha biçilmezliğini idrak edip, yaşayanlardan olmak kadar bahtiyarlık var mı bu dünyada??

Bu yazı 1918 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum