Çocukluğumun ve gençlik yıllarımın geçtiği Gördes'in Cuma Mahallesi'ndeki yaşanmışlıklarıma doğru yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?
Bahçeli evimizde geçirdiğim sıcacık komşuluk ilişkilerinde, "Çat kapı girilir, tuz kalmamış. Nadide abla, şu fincana biraz koyar mısın?" ya da "Ekmek yapacaktım, mayada hiç kalmamış, biraz şu tasa koyuverir misin, komşum?" demekti.
"Çarşıya varıp gelmem lazım, benim çocuklar da sokakta oynuyorlar, bir göz kulak olur musun?" denilerek huzurlu geçen zamanlardı.
Perdelerin açılıp kapanması, tüten bacalar, gece ışıkların yanması komşuluk ilişkilerimizde çok önemliydi.
Kış günleri, herkesin bacası tüter, açılan perdeler yeni güne başlamanın habercisi olurdu.
Gece olunca da ışıkların yanışı, perdelerin kapanışı, komşuların sağlıklı oluşunun, şimdilerdeki kamera sistemindeki görüntülemenin eskilerdeki belirleyicisiydi.
Karşımızdaki evde oturanların evin erkeği Emin Serin, fotoğrafçılık yapardı. Lakapları da "Fotoğrafçılar"dı.
Eşi Şerife Teyze, üç kızları yaşardı. Şerife Teyze öyle güzel yufka açardı ki! Ramazan Bayramı öncesi tüm komşulara baklava yapımı için sahurdan sonra yardıma giderdi. Hala o güzel baklavaların tadını unutamıyorum.
Şerife Teyze'nin bazı günler sabah perdesini açmaması, bacasının tütmemesi bizleri kaygılandırır, "Annem, git bir bak Şerife Teyze'ye, iyi mi, öğren, gel," derdi.
Bir çırpıda heyecanla Şerife Teyze'nin kapısını tıklatırdım. Biraz sonra kapı kilidinin sesiyle kapı açılırdı.
"Seni çok merak ettik Şerife Teyze, perdelerin açılmadı da," deyince yüzünde gülümseme belirir, "Bugün ben biraz mutfakta işlendim de, açmayı unutmuşum," derdi.
Rahatlar, hayırlı günler dileyerek koşar, anneme haber verirdim. Annemde de tatlı bir huzur oluşur, "Aman Allah'a şükür iyiymiş," diyerek günlük işlere koyulurdu.
Gördesimizin tek fotoğrafçısı Emin Serin, havuzlu çarşı girişinde yüksek 3 ayaklı bir tablaya yerleştirilmiş fotoğraf makinesiyle dikdörtgenler prizmasına benzeyen körüklü kara kutu ve üzerinde siyah örtüsü bulunurdu.
Fotoğraf makinesine 2 metre uzaklıktaki sokak duvarına çakılmış siyah renk örtü ve önünde tahta bir sandalye...
O yılların fotoğraf stüdyosuydu.
Emin Abi'yi genellikle duvardaki örtünün önündeki sandalyeye oturmuş bir erkeğin vesikalık resmini çekerken, fotoğraf makinesinin üstündeki siyah örtünün içine başını sokmuş, çekim yaparken rastlardık.
Emin Abi'nin fotoğraf stüdyosu, Gördes pazarının kurulduğu pazartesi günü, köyden gelen aileler, çoluk çocuk fotoğraf çektirmek için bekleşirken görürdünüz.
Ailece gülümseyen gözleri, annenin renkli kocadonuyla üstündeki örgü ceketi, başında oyalı yemeniyle heyecanla bekleyişini görürdüm. Annesinin ellerini bırakmayan çocukların giysileri ise renkli fistanlı kız çocuğu ile buruşuk kısa pantolon ve örgü kazak giymiş, hepsinin ayaklarında lastik pabuçlarıyla meraklı gözlerle siyah kutuya bakışları, masumiyetin fotoğraf çekilmeden yansıyan pozuydu.
Babanın dik ve sert duruşu görülmeye değerdi. Fotoğraf için hazırlanan aile bireyleri saygı duruşunda gibi duruş sergileyerek nihayet fotoğrafları çekilirdi. Emin Abi, "Haftaya pazartesi hazır olur," diyerek ücretini alır ve "Allah bereket versin," diyerek diğer müşterileriyle ilgilenmeye başlardı.
Biz ailece annem, babam ve üç kız kardeş, renkli çiçekler asma çardağı ve meyve ağaçlarıyla dolu ön bahçede kalp şeklindeki havuzlu köşe başındaki evimizde sevgiyle geçirdiğimiz güzel günlerdi.
Annem her gün babaanneme pişirdiği yemeklerden gönderirdi. Biz üç kardeş veya babam akşam yemeğini götürürdük.
Yolda giderken Dişçilerin Emine Teyze bizi görür, "Mahallemizin sizler gülüsünüz. Ayten yine güzel yemekleri yapıp kayınvalidesine gönderiyor," derdi. İşte böyle olmalı gibi övgü dolu sözlerle ayaküstü konuşurduk.
Elinde bastonu, sakin ve olumlu konuşması bizleri mutlu ederdi. Aynı evde birlikte Emine Teyze (Kayınvalide), Kızı Sevim Teyze, Gelini Sacide Abla ve eşleri, çocukları birlikte yaşarlardı.
Gezmeyi çok seven bu aile birlikte gidecekleri misafirliğe ayrı ayrı zaman farkıyla giderlerdi. Artık bu alışkanlığa dönüşmüştü. Bazen de başka gelenler arasında "Sen de dişçilere mi benzedin?" diye takılırlardı.
Neşeli ve kalabalık içinde yaşamayı seven bu aileye yatılı misafirlerde diş taktırmak için şehir dışından gelirdi. Dişçi olan İsmail Abi ve babası İhsan Çetin, dişçilik mesleğinde çok başarılıydılar.
O yıllarda psikologlar büyük şehirlerde ve hastanelerde görevliydiler. Şimdilerdeki gibi adım başı psikolog doktor levhalarına rastlamak mümkün değildi. Düşünüyorum da, o güzel insanların psikologları her daim hizmete hazır komşularıydı.
"Senden laf çıkmaz, benim bir derdim var," diyerek yaşça büyüklere akıl danışmaya giderlerdi. Komşu büyükleri de onları sessizce dinler, arkasını sıvazlar, "Üzülme, olur böyle şeyler, ben bir konuşayım onunla, bunlar da geçer," denilerek rahatlatılır, gereken yardım yapılırdı.
Karşı köşemizde Şadiye ve Mustafa Amca'nın evleri, ağaç ve çiçeklerle bezenmiş büyük bir bahçenin içinde, 2 katlı cumbalı balkonu olan mahallemizin en güzel eviydi.
Annemle Şadiye Teyze'ye gitmekten çok zevk alırdım. Çünkü cumbalı balkonda oturduğum küçük sedirden dışarıyı görebilmek öylesine güzeldi ki!
Mert, kendine güvenen cesur bir kişiliği vardı Şadiye Teyze'nin... Aynı zamanda komşularının sırdaşıydı diyebiliriz.
Bana da halı dokumayı öğreten Şadiye Teyze'ydi. Halı dokurken çift düğümü atan elleri öylesine hızlıydı ki!
Öğretirken, "Gözümüz halı örneğinde, ellerimiz argaşlara düğüm atmakla meşgul... Kirkitte her sırada düğümleri sabitlemek için kullanmayı unutmamak gerekiyor, bak kızım," diyen halı ustam Şadiye Teyze'nin sözleri hala kulaklarımda.
Mustafa Amca'yla birlikte bize akşam gezmelerine gelirlerdi. Mustafa Amca, babama, "Oğlum Edirne bayırları çok yeşillikmiş, hanımları da alıp birlikte oraları bir dolanalım," derdi.
Birlikte hayaller kurulur, "Allah nasip ederse inşallah," denilerek sohbet devam ederdi.
Bizim mahallenin üç komşusuna bugün sizlerle konuk olduk. Geçmişe yolculuk yapmanın o günlerdeki sohbetlere katılmanın güzelliğini yaşadık.
Cuma Mahallesi sakinleri hoşça kalın...
Ebediyete uğurladığımız bu güzel insanları rahmetle anıyorum.
Perdeleriniz de gönlünüzün güzelliği gibi umuda açık olsun...
YORUMLAR