İsmail AYBEY

İsmail AYBEY

ismailaybey45@gmail.com

Manisalı Yazarlarla Söyleşiler-Mustafa Ali Öztürk

19 Mart 2025 - 09:35 - Güncelleme: 19 Mart 2025 - 09:37

Röportaj: İsmail AYBEY
“Hikayelerimde esin kaynağım hayat ve dolayısıyla insandır”
Yazarlarla Söyleşiler programımızın Mart ayı konuğu Eğitimci-Yazar Mustafa Ali Öztürk. İki deneme, bir de öykü kitabı bulunan Öztürk, yeni kitap çalışmalarına devam ediyor. Aynı zamanda öğrencilerine okumayı sevdirmeye çalışıyor. Çocuğunun kitap okumasını isteyen ebeveynlerin önce kendilerinin okumaya başlaması gerektiğini savunan Öztürk’e sorduk.

  1. Öncelikle sizi tanımak isteriz. Mustafa Ali Öztürk kimdir?
Cevap: Merhabalar. Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Ben Mustafa Ali Öztürk. “İnsan Olmak”, “Davetsiz Misafir” ve “İnsan Kalmak” adlı kitapların yazarıyım. Türkçe öğretmeniyim. Lise yıllarımdan beri yazmaktayım. Günümüzde düşünce yazılarım Saruhanlı Kardelen gazetesinde yayınlanmaktadır. Ayrıca Mahalle Mektebi, Yazık Edebiyat dergisi ve Matara Edebiyat dergisi gibi dergilerde hikayelerim, inceleme yazılarım ve denemelerim yayınlandı. Yazı çalışmalarıma devam etmekteyim.
  1. Bir hikâye, 2 deneme kitabı olmak üzere toplam 3 kitabınız var. Bu kitaplarınız hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
Cevap: Deneme türünde yazdığım İnsan Olmak ve İnsan Kalmak başta insani değerler olmak üzere günlük yaşamın hengamesinin bana hissettirdikleri, düşündürdükleri hakkında yazdığım yazılardan oluşuyor. Bu yazılar eğitim, ahlak, sevgi, saygı, doğruluk, güzellik, okumak, edebiyat ve dil gibi kavramları konu edindim. Davetsiz Misafir ise yediden yetmişe herkesin okuyabileceği kısa hikayelerden oluşan bir kitap.
  1. İki deneme kitabınızın birisi İnsan Olmak diğeri İnsan Kalmak. Anlaşılacağı üzere “İnsan” kavramı sizin için çok önemli. Neden insan? Ya da neden insan olmak ya da insan kalmak sizin için önemli?
      Cevap: İnsan toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen benibeşerdir. İnsan sosyal bir varlıktır ve asla tek başına yaşayamaz. Bundan dolayı ehlileştirmesi gereken hasletlere sahiptir. Bundan dolayı toplumsal varlık olan ancak günümüzde bireyselliğiyle ön plana çıkmaya çalışan bir memlekette insanın ve insanlığın çokça üzerinde düşünülmesi gerektiği kanaatindeyim. Toplumun ayakta kalabilmesi ve ileriye dönük yol alabilmesi adına bireylerde olması gereken erdemler de belirlenmeli ve bireylere hatırlatılmalıdır. Bu yüzden insan kavramı etrafında özellikle bir eğitimci olarak çokça düşünüyor bu konuda gözlemler yapıp çıkarımlarda bulunuyorum. Bana göre insan kalabilmek çok daha önemli. Çünkü insan kalabilmek için önce insan olmak gerekir. İnsanlar özünde iyidir, onları kötü yapan şartlardır. İnsan kalabilen olumsuz şartların etkisinden kendini koruyabilen kişidir.
  1. Deneme kitaplarınızın yanında bir tane de hikâye kitabınız var. Hikâye yazarken nelerden esinleniyorsunuz?
Cevap: Bana göre hikâyeler, yaşamın özünü oluşturur çünkü hikayeler yaşanması ya da yaşanması mümkün olan olayları anlatır. Hikayelerde hayat vardır, insan vardır, zaman akışı vardır, mekân vardır. Benim de hikayelerimde esin kaynağım hayat ve dolayısıyla insandır.
 
  1. Davetsiz Misafir isimli hikâye kitabınızda yer alan “Beyaz Melek” isimli hikayenizde, koronavirüs zamanında bir hemşirenin yaşadığı zorlukları anlatmışsınız. Yaşanan olayları hikâyeye aktarmakta zorlandığınız oluyor mu?
Cevap: Bizler hikâye medeniyetinin insanlarıyız.Gerek İslamiyet’ten önce masallarımız, destanlarımız, gerekse İslamiyet’ten sonra kıssalarımız kültürümüzde oldukça kapsamlı bir şekilde yer alıyorken bunları okuyan, dinleyen biri olarak yaşadığım ya da tanık olduğum hatta kurguladığım olayları hikâyeleştirmede teknik olarak çok fazla zorlanmıyorum. Ancak hikâyeleştirilen olayların edebi bir formda okura sunulması da oldukça zor bir iş. Bu konuda zorlanıyorum bazen.
  1. Yazılarınız hangi dergi, gazete ya da sitelerde yayınlanıyor?
Cevap: Düşünce yazılarım halen Saruhanlı Kardelen gazetesinde yayınlanmakta. Mahalle Mektebi, Yazık Edebiyat dergisi ve Matara Edebiyat dergisi gibi dergilerde hikayelerim, inceleme yazılarım ve denemelerim yayınlandı. Yazdıkça da farklı edebiyat platformlarına eserlerimi göndermeye devam edeceğim.
  1. Eğitimci-Yazar olarak, öğrencilerinize yazmayı teşvik ediyor musunuz, bunun için neler yapıyorsunuz?
Cevap: Bir öğretmen olarak özellikle Türkçe öğretmeni olarak öğrencilerimi mesleğe başladığımdan itibaren teşvik ediyorum. Yazarlık işine girmemin de en büyük sebeplerinden biri öğrencilerimdir. Çünkü onlara örnek olmak amacıyla yazmaya başladım. Sonrasında da yazdıkça aldığım olumlu tepkiler sayesinde öğretmenliğin yanında üç kitabı olan bir yazar olarak huzurlarınızdayım.
  1. Malumunuz günümüzde gençlerin internet ve sosyal medya bağımlılığı hat safhada. Gençleri bu bağımlılıktan kurtararak kitaplara yönlendirmek için neler yapılabilir?
Cevap: Gençleri internet ve sosyal medya bağımlılığından kurtarmak için çok çalışmamız gerekir. Ben bir baba ve Türkçe öğretmeni olarak bu konuda çeşitli çalışmalar ve araştırmalar yapıyorum ve bunları çocuklarımla ve öğrencilerimle paylaşıyorum. Çok yönlü bir durumla karşı karşıyayız ve bunun en önemli yönlerinden biri örnek olmaktır. Herkes gençlere kitap okuyun diyor ama bunu derken kendileri kitap okumuyorlar. Bu sorunun çözümü için kitap okumanın sadece öğrencilere yönelik bir zorunluluk olduğu ön yargısından kurtularak işe başlamalı, okuma yazma bilen herkesin bu konuda sorumlu olduğu gerçeğine de vakıf olmalıyız. Mesleği, sosyal statüsü ne olursa olsun kitap, dergi ya da gazete okumak zorunda toplumumuz. Biz okursak gençler de okuyacaktır. Bugün düzenli okuyan çocukların çoğunluğunun ebeveynleri de düzenli kitap okuyan kişilerdir. Önce büyükler okuyacak gençler büyüklerinin izinden gitmekte asla zorlanmazlar.
  1. 3 kitabınız dışında yeni kitap çalışmanız var mı?
Cevap: Evet var, hikâye yazmaya devam ediyorum, ayrıca bir önceki soruda sorduğunuz gençleri kitaplara yönlendirme konusunda bir kitap çalışmam var. Araştırmalarım devam ediyor. Çok vakit kaybetmeden bu esere son şeklini verip yayınlamak istiyorum.
  1. Son olarak bahsetmek istediğiniz hususlar nelerdir?
Cevap:Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” der. İlim ise kitaplardadır. İlimin ışığına inanıyorsak kitaplara gereken değeri vermeli, onları korumalı ve de onları okumalıyız. Çağı yakalamış medeniyetlerin ortak özelliklerinden biri budur. Geriden takip edenlerin hatta edemeyenlerin ortak özelliği ise kitaplardan özenle uzak durmalarıdır. Okumaktan imtina eden, okumayı hakir gören toplumların sonu tarihte olduğu gibi bugünde hüsrandır diyerek sözlerimi noktalarken bana fikirlerimi aktarma fırsatı verdiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum.

Bu yazı 141 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum